ROCK KAVRAMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
(Müzük dergisi sayı :2, 1996)

H. Tuğrul Atasoy

“Kavramlar bir kaç örnekte birden bulunan ortak özelliklerin özeti durumuna düşürülmüştür. Kavramların gönderme yaptıkları maddelerin kısaltılmış adından başka bir şey olmadığı düşünülmektedir.”
Max Horkheimer

Yeni bir dergide tüm müzikseverlere merhaba. Genelde bir konudan bahsettiğimizde kavramlara sıkca başvururuz fakat çok kez o kullandığımız kavramların bizi nasıl sıkıştırdığını, sınırladığını pek farketmeyiz. Gündelik hayatımız bunun sayısız örnekleri ile doludur. Kavramlaştırma genellemenin üzerine inşa edilir ve zaman içinde altındaki yapı taşları gözden kaçmaya başlar. Rock müziğini kavramlaştırıp onu oluşturan öğeleri gerisindeki birikimi göz ardı ettiğimizde artık bize verilen ve klişeleşeni esas alır onu tartışmaya başlarız. Max Horkheimer Akıl Tutulması adlı eserinde “Kavramlar bir kaç örnekte birden bulunan ortak özelliklerin özeti durumuna düşürülmüştür. Kavramların gönderme yaptıkları maddelerin kısaltılmış adından başka bir şey olmadığı düşünülmektedir.” diyor ayrıca kavramların kapitalist üretim ve yaşam tarzının üretime dönük birer yapı taşı haline getirildiğini de şu şekilde anlatıyor; “Kavramlar kullanışlı, rasyonelleştirilmiş, emek azaltıcı aletler haline gelmiştir. Düşünmenin kendiside sınai süreçlerden biri durumuna düşürülmüştür; çok kesin bir programa tabiidir, üretimin bir parçasıdır.” Rock çoğu yerde ve kişide artık bir kavramdır ama kimine göre asiliğin ve özgürlüğün kendinde billurlaştığı deri giyilen alkol ve uyuşturucu-uyarıcı ile sıkı fıkı karşı cinsle rahatlığı getiren bir kavram kimine göre ise uyuşmuş üretimden toplumsal düzenden kopuk gürültü ve ahlaksızlık ile içli dışlı bir kavram. Sonuçta çoğunlukla sedatize edilmiş bir zamanlar bilinçli bir başkaldırı ve yüksek kara dönüşmüş müzik ve aksesuar satışları karşımıza dikilmektedir. Herbert Marcuse Tek Boyutlu İnsan adlı çağımız insanını eleştiren eserinde bu konu ile ilgili şunları yazıyor ”Kavram sözcük tarafından genel ve ölçünleştirilmiş kullanımda belirtilenden başka hiç bir içerik taşımaz ve sözcüğün genel ve ölçünleştirilmiş davranıştan (tepki) başka hiç bir etkisinin olmaması beklenir.” Rock kavramı çevresinde oluşan fakat olgu hakkında derinleme bilgi sahibi olunmadan ortaya konulan tepkisel davranış kalıpları konu ile ilintili her türlü ortamda rahatlıkla gözümüze çarpabilmektedir.

Ülkemizde uzunca bir dönem Rock ile diğer müzik türleri arasında yapay ayrımlar ve dinleyenleri arasında da saçmalık düzeyine varan yapay tartışmalar yaşandı. Punk ile Rock arasındaki ve dinleyicileri arasındaki-özellikle 80'li yılların ilk yarısında-sürtüşme her iki türün bağnaz dinleyicileri arasındaki sevdikleri müzik türünün kavramlaştırılmasından ve bunun getirdiği önyargılardan doğuyordu. Bu çok basitce şöyle oluşur. Rock sınıflamasına şu gruplar girer grupların enstrümanları şunlardır ritim şudur giyim tarzı budur şunlar içilir pop kötüdür jazz sıkıcıdır punk düşmandır. Koskoca Rock külliyatı bu dar kavramın içine sıkıştırılıyor ve düşünülürken, tartışılırken sınır bu kavram tarafından oluşturuluyordu. Doğal olarak bu bir çok yanlışı kutuplaşmayı ve karşıt Rock kavramlarını-ki bunlar daha da yanlış Rock kavramlarını içeriyordu-doğuruyor ve en acısı toplumda Rock müziğine ve sevenlerine yönelik yanlış önyargılar artıyordu. Çok az kimse Rock ile Punk ın ortak yönlerini benzer geçmişlerini ve her iki türün büyük müzisyenlerinin diğer türden etkilenimlerini görüyor ve tartışılan kavramları bu daha geniş açıdan ele alıyordu. Daha sonraları insanlar görmek istemeselerde canlı ve sevilen örnekler kavramlaştırmanın duvarlarını yıkıp tartışılan kavramların içeriklerini zenginleştirdiler. Örneğin Metallica New Wave Of British Heavy Metal(NWOBHM) ile Punk'ın çok güzel kaynaştığı parçalar üretti. Seattle Sound'unun grupları Black Sabbath, Hendrix kadar Punk gruplarından da etkilendiler. Bu olay işin Post-Punk tarafı içinde aynı şekilde gelişti doğal olarak. Aynı şekilde İlerici ve Aydın kesim ile Rock camiası arasında da karşılıklı ve önyargılı bir sürtüşme dönemi yaşandı. Bu örnekte Rock müzik ve sevenlerine yönelik ağır suçlamalar tabloya daha hakimdi. Ayrıca işin bir acı yönüde karşı tarafın kafasındaki önyargılı Rock kavramının dışına çıkamayıp o sınırlar dahilinde kendini ve sevdiği müziği umutsuzca birazda hatalı savunan Rock sevenlerdi. Şöyle ki yapılan eleştirilerin esasını Rock=Irkçılık, Erkek egemenliği, Uyuşturucu, Sebebsiz asilik, Gürültü şeklindeki önyargılı dar kapsamlı kavramlaştırma oluşturuyordu. Rock camiasıda buna şöyle yanıt veriyordu; Evet zencileri sevmem gereksiz, Karşı cins=eğlence, Uyuşturucu olmadan müzik olmaz, Bu düzen kötü öyleyse tahrip et, ideolojiler istisnasız kötüdür. Tabii ki sonuç kör döğüşü. En önemli hatayıda kendine karşı oluşan önyargıları yıkacağım derken karşı tarafın kavramlarının dar kapsamına kendi paçasını kaptırıp benzer hatalar içeren dar kapsamlı içeriği zayıf kavramlar ile kendini ve müziğini savunmaya çalışan Rock dinleyicisi yapıyordu. Her iki tarafta Rock müziğinin tek tip siyasi ve ideolojik düşünceye sahip müzisyenler tarafından oluşturulup icra edilemeyeceği gerçeğini gözden kaçırıyorlardı. Ayrıca karşı tarafın yere göğe koyamadığı diğer türler içinde durum böyleydi. Devamlı şekilde Ozzy, KISS, Saxon, Iron Maiden örnekleri üzerinde yalnızca bu grupların dar kavram çağrışımları üzerinde tartışılıyordu. Kimse her yönü ile bu grupları ele almıyor bir şarkı sözü bir show ile idam ediliyorlar grupların müzisyenlerin kendileri yapıtları esinleri müzik kaliteleri değil yalnızca dar anlamda oluşturulmuş göz önünde canlanıveren kavramları tartışılıyordu. Kimse Rock kavramının bu kadar dar olmadığını örneğin Iron Maiden'in Run to the hills ya da Hallowed be thy name de ne anlattığını, Rock müzik kavramı içinde Rush, Queensryche, Anthrax, Sacred Reich, Voivod, Frank Zappa, Judas Priest gibi bir çok karşıt grup ve müzisyen olduğunu tartışmıyordu. Jimi Hendrix in zenci olduğu Rock müziğinin zenci müziği olan Blues un çocuğu olduğu bir çok bayan müzisyenin bu tür içinde müzik yaptığı rock müziğini bir çok anlamsız alt gruba bölmenin müzisyenlerin değil medyanın işi olduğu Rock ın Punk, Jazz, Klasik Batı, Ethnik türlerden bağımsız ve etkilenmez olmadığı gözden kaçıyordu. Bu tartışma ve kavramlaştırmanın ve dar kavramları tartışmanın örnekleri yarattığı sorunlar sayfalarca sürebilir. Birde bu bağlamda son olarak değinilmesinde fayda olan konu şu ki, Rock içinde de yapay kavramlaştırmalar ve bunun etrafında dönen çatışmalar var. Rock dinleyicisi doğal olarak Rock denizinin her yerinde değil kendi hoşlandığı kulağına beğenisine uygun düşen yerlerde dolaşmayı sever ve seçer. Bunun yanı sıra beğendiği etkilendiği diğer türlerde olacaktır kuşkusuz. Ammavelakin kimi zaman öyle bir beğeni ve tür kavramı kafalarda oluşur ki hoşgörüden eser taşımaz. Gerçek Rock benim dinlediğimdir gerisi kötüdür özünden çok şey kaybetmiştir der yalnızca ve bu dar kavram içinde debelenir. Bırakın başka bir türü, Rock içindeki diğer türlere bile dayanamaz. Doğal olarak türleri türlülere bölmenin zararını boşluğunu göremez olur. Yaratılan kavramın içine alınan kişi grup ve düşüncelerin o kadar dar içerikli olmadığını, kimsenin ve hiç bir şeyin çevresinden izole olamayacağını ayırımın kendi içeriğini zayıflattığını gözden kolaylıkla -istemesede- kaçırır. En önemliside müziğin ve müzik seçiminin zevk beğeni ve hoşgörü kökenli olduğunu bunlarında kavgaya dönüştürülemeyeceğini unutuverir. Herhalde böylesi bir zevk ve seçim bu hali ile hiç olmasa daha iyi sanırım.

Yalnızca bize dayatılan kavramlar ile düşünmek onlara göre yaşamak Rock Geleneğinin en önemli kuralını yani olmak istediğin gibi ve özgür olmayı kaldırıp çöpe atar. Geriyede kuru kuru anlaşılmadan ve hakkı verilmeden dinlenilen sonuçta bu müziğe emek veren ve icra edenin duygu, düşüncelerinin yok sayıldığı boynu bükük albümler kalır...