.: KESMEŞEKER :.


Kesmeşeker/ Türkiye'nin Türkçe Sözlü Rock Efsanesi İle
'Anlamüstü'lere Yapılan Bir Yolculuk...

Cenk Taner ve grubunu, yıllar önce ölümsüz rock programı ''Rockmarket''te izledim ilk. Kesmeşeker Cenk Taner'in sesinden ''Değiştim Ben Sevgilim'' diye bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Mesajın kime gittiği belirsiz. Elinde kırmızı gitarı olan bu adam ve arkadaşları sevecen bir müzikle karşılamıştı beni ilkin. Gruba olan derin ilgim gösterdi ki ,''Değiştim Ben Sevgilim'' bu grubun nadide tanımındaki iyimser parçalarından biri idi. Ve daha sonraları anladım ki Kesmeşeker;Cenk Taner'in derin ve sıkıntılı iç dünyasına yelken olan bir gemiydi. Her ne kadar bugüne kadar Kesmeşeker'de hatırı sayılır müzisyenler notalarına ses buldular ise de yazının temelinde biraz da grubun ruhu Cenk Taner bulunuyor esasında. İşte Kesmeşeker de bu adamın lise zamanlarındaki derin müzik ilgisinin bir meyvesi.


Lise vaktine geldiğinde kendisini ''Kuleli Askeri Lisesi''nde bulur Cenk Taner.Niyet asker olmaktır ilkin ama müziğe olan yoğun ilgi herşeyi değiştirir.Hatta askeri lise zamanında da aktif olarak ''Kuleli'' bünyesinde faaliyette bulunmuştur. Lisenin bitiminde askerlik mevzuu da,tezkereyi almıştır Cenk Taner'in elinden.Hayatın geri kalanında müzik vardır artık ona göre.Kesmeşeker'in paf takımı ''Tayf'' bu dönemin ilk durağıdır. Daha sonraki Kesmeşeker albümlerinde de gitarıyla yer alan Belen Ünal ilk olarak kendisini Tayf'ta göstermiştir.Bunlara ek olarak Tayfun Çağlar ile Melih Rona'nın da yer aldığı kadro ile ismen ''Kesmeşeker'' kapaklı ilk albüm ''Dipten ve Derinden'' gelir yıllar 1991'i gösterirken.O dönemde herkes Pentagram'ın ''Pentagram'' albümüyle şoktayken sessiz sedasız Türkçe sözlü yapısıyla Kesmeşeker kaliteyi arttırmıştır.. Albümün ses rengindeki çiğ hava ve gençliğin enerjisi ile ''Dipten ve Derinden'' belki de Kesmeşeker tarihinin en pozitif albümü olmuştur. ''İstanbul İstanbul''da hicvedilen yanlızlık ve yabancılaşma, ''Tek Sorumlu''da yitirilen aşkın hesabı albüm genel havasını yansıtan iki örneklem parçasıdır burada. Bunun yanısıra albümün bazı yerlerinde,politikaya yaplılan dokundurmalar hayatın toz pembe olmadığını gösterir bize Kesmeşeker penceresinden.
1993'e gelinir. Zaten bu yıllar Kesmeşeker'in en hızlı yıllarıdır. Yoğun elemean değişikliklerinin yaşandığı bu yıllarda grup bence en iyi kadrosuna da erişmiştir. Şimdilerde çiçeği burnunda albümü olan virtüözik gitarist Serdar Öztop bu albümde gitarıyla Cenk Taner'in yanındadır. Pek çok projde emeği geçen Demirhan Baylan basta yer alırken Cem Güvener davula geçmiştir. Bu kadroyla 1993'te ikinci albüm ''Aşk ve Para'' gelmiştir. Albümün ismi hayatta yaşanılan bir çelişkiyi ortaya koymaktadır zaten. 11 parçanın bulunduğu albümün açılış parçası ''Tüm Tercihim Senden Yana'' Dipten Ve Derinden'den bir şeyler sunmaktadır. İlk göze çarpan parçaların çoğunda saksafon ve trompet gibi enstrumanların albüme kattığı renktir.İkinci parça olan ''Şampiyon''da grup futbol sevgisini de göstermiştir bize. Bu albümün bende bıraktığı en önemli etkisi akıcı melodiler ile yaratılan hüzün havasıdır. ''Aşk ve Para'',''Gerçekten Özleyince'',''Ekmeğin Emrindeyin'' bu anlamda albümün en iyi parçalarındandır.Çaresizliğin tarifi ise kendisini ''Gitme Kal'' isimli olağanüstü duygu yüklü parçada kendisine vücud bulmuştur.Politik açıdan ''ti'ye alma'' havası bu albümde de kısım kısım kendisini gösterir.


1995'e gelindiğinde üçüncü albüm ''Tut Beni Düşmeden'' çıkmıştır. Albüme ismini veren bu parçayı ilk olarak Ada Müzik'in 10. yıl anısına çıkardığı ''Sular Yükseliyor'' isimli toplama albümde dinlemiştim. Albüm ''Mr. Brown'' isimli parçayla açılır.Grup bu albümle politik misyonunu biraz daha arttırmıştır. Parçanın içinde geçen ve Mr. Brown (?)a yöneltilen ''silahını al huzurumu ver'' çağrısı, Irak savaşının yaşandığı şu günlerde pek çok şey ifade etmektedir.


İlk kez klavye kullanımına gidilmiştir ve bu 'Tut Beni Düşmeden''de kendisini göstermiştir. Cenk Taner'in ''Tut Beni Düşmeden'' albümü sonrası kullandığı yoğun anlamlı söz kullanımı bu parçaya hayat vermiştir. Yitirilenlerin verdiği acının anlatıldığı ''Yağmur'' ve ''Yanıyor Gençliğim'', bıçaksırtı bir konuda yaşanılan kararsızlığın anlatıldığı ''Ya Aşkım Ol, Ya Dostum Ol'', son bir şans isteyen ''Değiştim Ben Sevgilim'' bu albümün incileri arasındadır.
Esasen bu aşamadan sonra bir kırılma yaşanmıştır rock severlerde.Kesmeşeker, müziği ve Cenk Taner'in müthiş söz yazma yeteneği ile bir kısım dinleyici tarafından inanılmaz benimsenirken (ki ben bunlar içinde yer alıyorum :) )bir kısım dinleyici tarafınfan keskin bir şekilde dışlanmıştır.Kesmeşeker lafının geçtiği yerde gülen,ilgi dolu yüzler ile karamsar şekilde çatılan kaşlar bu grubun ardılını en iyi şekilde açıklar olmuştur.Grup ''ya sevilen ya da nefret edilen'' bir grup haline gelmeye başlamıştır.Kesmeşeker bu durumu,beşinci albüm olan ''İçinde İçindekiler Vardır''ın kapağında ''Bu bir albümdür ki içinde içindekiler vardır, kesmeşeker dinleyicisi ki uçsuz bucaksız azınlıktır,onlar kaç değil kimdir''dizeleri ile kendince yorumlamıştır ve bu bir özeleştridir. Aslında bu durumun kendimce bir tek sebebi vardır. Bu da Cenk Taner'in parçalarda kullandığı tüm sözlerin birer şifre niteliğide olmasıdır. Neredeyse hiç bir sözün gerçek anlamında kullanılmamış olması, Kesmeşeker'in mecazlardan yaratılan bir dünyanın evi olması bu durumun tek sebebidir. Bu şifreyi çözmekten zevk alanlar ve sıkılanlar, bu çelişkiyi yaratan bir resim çizmiştir Kesmeşeker'e.
Kesmeşeker'in en iyi albümü ''İnsülin'' 1998'de gelir bizlere.10 parçanın bulunduğu albümde seveni için bir tane bile boş parça yoktur.Albüm söz bakımından olduğu kadar müzik bakımından da çıtayı çok yükseltmiştir. Albümün genelinde hakim olan hüzün, bana albümü bu dünyada sadece Anathema'nın ''Alternative 4''ü ile kıyaslama imkanı verir.
Gitar,bas,davul gibi temel enstrumanlara dönülmesi ile çok samimi bir ses rengi yakalanmıştır. ''Hem kalben,hem fikren'' yoksulluğa yapılan isyan, albümün girişinde ''Yoksulluk '' isimli parça ile dinleyenlere ulaşmıştır. Aşk acısının altedilmesi,mevzilerini boşaltan aşk askerlerinin kendilerini ''Acıların Kralı''na teslim etmesi muhteşem bir melodi ile buluşunca ortaya albümün en iyi parçalarından birini çıkarmıştır.

Klibi çekilen ve hayata bağlanma mesajları veren ''İşte Güneş'',60'ların isyankar ruhunun ''memur'' tiplemesi içinde anlatıldığı ''Feridun Bey'',fail-i meçhul vakaların sesi ''Fail-i Meçhulün'', pişmanlığın verdiği çaresizliği derinden hissettiren ''En Çok Seni..., rahmetli Yavuz Çetin'in yakındığı ''ıskalanan bir hayatın öyküsü''nü anlatan ve buna ''bu kusursuz cinayetler çağında,nerden düştüm ben uyumsuz dünyaya''mısraları ile ses veren ''Kusursuz Cinayetler Işığında'' ve sözlerinin anlattığı durumu, sevgiliden ayrılık sonrası çıkmazı, acı bir şekilde tecrübe ettiğim ''Henüz Onlar Bunları Bilmiyor...'' albümü eşsiz kılan parçaların arasındadır. Esasen, biraz özele girecem ama bu son bahsettiğim durum benim için çok ilginçtir.Çok sevdiğim bu şarkıyı o ana kadar yüzlerce kez dinlememe rağmen asıl anlattıklarını iki yıl önce sevgilim tarafından terkedildiğim gece dinleyince algılamam bu albümü benim açımdan çok daha anlamlı kılmıştır.
İki yılın ardından 1999'da beşinci ve şu an itibariyle çıkan son albüm olan ''İçinde İçindekiler Vardır'' çıkar.Albüm diğer Kesmeşeker albümlerine oranla sindirimi en zor albümdür.Albümde müzikal bakımdan bir farklılaşma ve çeşitleşme vardır.İlk dinlediğimde bir türlü hazmediğim albüm sonraları peşimi hiç bırakmamıştır. Saf bir biçimde rock tadında olan ''Aşklar Bizi Terk Etti'',''Maria'' gibi parçaların yanısıra klasik Türk ezgileri tarafından temellenmiş olan ''Olmaz olmaz'', ''Uyandır O Ateşi'' gibi parçalar albüm içindeki farklı kutupları bize gösterir niteliktedir. Yukarıda uzun uzadıya anlatmaya çalıştığım Kesmeşeker'e özgü yapı, bu albümde ''Ol Dedin Bak Oldum'', ''Konyadan Hindistandan'', ''Eyersiz Atlar'' gibi parçalar ile kendisine hayat bulmuştur. Albümün iyi parçalarından bir diğeri ise dijital bir orman'a benzetilen internette yitirdiklerimizi anlatan ''Sanaloğlan''dır.
Bu aşamadan sonra günümüze değin olan süreçte Kesmeşeker bir sessizlik tüneline girmiştir. Bu albümün ardından bir yıl sonra Cenk Taner ikinci solo albümü ''İzin Vermedi Yanlızlık'ı yayınlar.Kesmeşeker havasının yine ağır bir şekilde hissedildiği albüm akustik yapısıyla biraz da farklıdır. Açıkça söylemek gerekirse albümün aşırı depresif yapısı, albümü zor anlarınız dahilinde dinlemeniz durumunda derin etkiler yaşamanıza neden olmaktadır.
İşte Türkiye'den gelmiş ve geçmekte olan böylesine iyi bir grubun hikayesi de budur. Bundan sonra elimden gelen tek şey Kesmeşeker parçalarında yeni anlamlar keşfetmektir. En azından Kesmeşeker'in bize keşfedilecek yeni diyarlar sunacağı zamana kadar...
Yazan : Armağan Sevingüler