|
 |
|
|
 |
|
Nargile en kısa tarifi ile tömbeki lüleye yerleştirilir ve üzerine odun kömürü ateşi konur. Mahareti ise ateşi söndürmeden, tömbekiyi devirmeden içmek.
17. Yüzyılın ortalarından başlayarak toplum hayatımızın içine giren nargile bugüne kadar yaşamayı başarabildi. Osmanlılar döneminde hanımların nargileye rağbeti bugünkünden fazlaydı.
Uzun, esnek bir hortum olan marpuç, içenin elini yormamak için kalın ve hafif bir boruyla bitiyor. Bu boru, yine tiryakinin avucunu terletmemek için, çuha ile kaplı. Nargilenin marpucunun ucunda da genelde sarı kehribardan yapılma “imame” oluyor, nargileyle dudak teması da burada oluyor.
|
|
 |
|
Marpuçla birlikte yedi sekiz santim uzunluğunda ve plastikten yapılmış olan sipsi denilen küçük ağızlıkla servis yapılır.Şişe ile tömbekiyi ve marpucu bir birine bağlayan ser ise genellikle metalden (özellikle pirinç) yapılıyor (meraklıları gelir durumlarına göre altın veya gümüşten de yaptırabilmektedir.)
Arap tömbekisi denilen bir tömbeki türü daha var. Bunlar fermente edilmiş meyvelerden elde ediliyor ve özellikle gençler rağbet ediyor. Bu tür tömbekiler, elma, nane, kayısı, çilek, muz, limon, ananas gibi keskin kokulu meyve veya bitkilerden yapılır. Yine ballı, güllü ve en ilginci de capuccino'lu tömbekinin de bulunması.
Arap tömbekisinin içimi bir, bir buçuk saat; normal tömbekinin içimi ise iki veya üç saat. Arap tömbekisinde 15 – 20 gr., diğerlerinde ise 70 gr. Malzeme kullanılır. Hem daha az malzeme kullanılması, hem de daha kısa sürede içilmesi sebebiyle Arap tömbekisi esnaf tarafından tercih edilir.
Ayrıca Nargilenin en büyük keyfi muhabbeti, çünkü tek başına içilen nargile tiryakilere göre bir şey ifade etmiyor. Muhabbet özelliği, sigaradan kurtulmanın ve nargile tiryakisi olmanın en önemli nedenidir. Eğer nargile bilerek içilirse, sigaradan çok daha az zararlı. Doğru içim dumanı içe çekmeden yapılıyor. Bir doldurum en az bir buçuk saat sürüyor, ehli olanlar bu süreyi dört saate kadar çıkarabiliyor.
Nargile mekanlarında en çok dikkat edilen hususlar ise şunlar;
Mekan havadar ve mümkünse bahçeli olmalı, kimse kimseyi rahatsız etmemeli, siyaset yapılmamalı ve nargile ateşinden sigara yakılmamalı.
|
|
 |
|
Nargile Hakkında Bilmedikleriniz?
Bugün daha önce denemediğiniz bir şey yapmaya ne dersiniz? Nargile içmeye mesela? Doğum yeri Hindistan olan ve 16. yüzyılda Osmanlı'nın tütünü tanımasıyla iyice yaygınlaşan nargile, zaman içinde kaybettiği itibarını yeniden kazanıyor.
İlk kez Hindistan'da “narçil” denen hindistancevizinin kabuğundan yapılan ve Hint keneviri tüketiminde yeni bir boyut kazanan nargile, dünyada mistik doğu kültürünün önemli bir öğesi olarak kabul görüyor. Arapların “şişe”, İranlıların “kalyan”, adını verdiği “nargile”, Osmanlı-Türk kültürünün de önemli bir parçası.
Osmanlı'ya Yavuz Sultan Selim zamanında gelen nargile IV. Murat zamanında yasaklara konu olmuştur. Aslında 7 Parçadan oluşan nargileyi basit olarak 4 parçada anlatabiliriz. Bunlar “lüle”, “ser”, Şişe” ve “Marpuç”. Lüle, tütünün konduğu delikli tabla, ser, nargilenin uzun gövdesi; şişe, içine dumanı filtre eden suyun olduğu ve o meşhur fokurdamaların geldiği bölüm; marpuç ise dumanı şişeden alan ve ağza ulaştıran hortum. Bunlar marpucun ucundaki “imame” lülenin etrafındaki “tabla” ve tablanın üzerinde duran tütünün ateşini düzeltmeye ya da değiştirmeye yarayan “maşa” yı da ekleyebiliriz.
Maşa – Meşe – Köşe – Ayşe
Çok eski bir keyif olduğu için zaman içinde nargileyle ilgili özlü sözler de üretilmiş. “Maşa – Meşe – Köşe – Ayşe” bunlardan bir tanesi, Maşa, malum... Meşe, ateşi yakmakta kullanılan odunu anlatıyor ve bu da yalnızca meşenin “pırnav” adı verilen türünden elde ediliyor. Köşe, bu keyfin ortalık yerde yapılamayacağını, Ayşe ise servis yapan garsonları ve servisin kalitesini anlatan kelimeler, Özellikle İzmir'de olmak üzere hala nargile üretimi yapan yerler varmış. Ama onların asıl problemleri, son yıllarda yaygınlaşan meyve aromalı tütünlere sağlıklı yollardan ulaşamamaları. Çünkü Mısır'dan gelen bu tütünleri Tekel ithal etmiyor.
Ancak birisi bu tütünleri getirirse onlarda kilo ile alıyorlar. Meyve aromalı tütünler sıfır nikotin ve sıfır katran içerdiği “tömbeki” olarak adlandırılan orijinal nargile tütününden hafif olduğu ve “güzel koktuğu” (nargilenin insanın üzerine yapışan ve kolay kolay çıkmayan keskin bir kokusu varmış) için fazla rağbet görüyor.
Epey de çeşidi var bunların: en çok istek alan elma (kırmızı yani Amasya ve beyaz yani Golden olmak üzere iki çeşit) ve capucino; bunların yanı sıra meyan kökü, nane, çilek, kayısı ve karışık meyveli.
|
|
 |
|
Nargile İçmenin Raconları
Bir kere sigara içer gibi içilmiyor nargile. Havayı nefes alır gibi çekmelisiniz ki şişedeki su fokurdasın ve tütün yansın.
Bu arada iki içim tekniği var; göbekten ve göğüsten. Göğüsten içim yorucu olduğu için göbekten içim tercih ediliyor.
Bu yöntemde dumanı diyaframımızı kullanarak midenize çekiyorsunuz ve üflüyorsunuz. Bu kadar basit işte.
Nargile şişesinin içindeki sıvı bildiğimiz Terkos Suyu. Suyun üzerinde bir hava boşluğu var ve siz marpuçtan nefes çektiğinizde gelen hava, bu boşluktan geliyor. Sonra hava çıkacak başka bir yeri olmadığı için sudan ve soğuyarak size ulaşıyor (sigarayla en büyük farkı da dumanın soğuk olması). Yani su tütündeki zararlı maddeleri süzüyor ve soğutuyor.
Ateşçiye arada bir bahşiş vermek lazım, yoksa bir daha yanınıza uğramıyor. Siz de sönen ateşi nasıl tutuşturacağım diye kıvranıyorsunuz.
Nargile içen birinin yanında sigara içmek ona hakaret sayıldığından, mümkünse sigara içmeyin!
|
 |
|