BUZ ÇİÇEĞİ
Murat İnce
Yalan iklimlerin buz çiçeği
Gönlüme serilen kilimlerin
Ve anlıma yazılan çizgilerin
Gerçeği, kış ortasında kalan
Bana yalan mevsimlerin çiçeği…
Sözlerin yüreğimi ısıtmaz,
Gözlerin iliklerime akmaz,
Saçların boynuma dolanmaz,
Ve gidişlerin, yıllanmış közlerin,
Boğazımda, haram hıçkırık oldu…
Gözlerimi yatırıp yollarına,
Uzaklara göçen yarim,
Vakit, ömre dar ağacı kurdu
Ve dönmeyişlerinin sillesini
Bin kez yatırıp yollarına
Bu canı kurban etmek farz oldu…
Ve işte ben de ölürüm o zaman
Bir kandilin kenarında, titreyerek
Ağdan kurtulan balık gibi sevinerek
Bir ahtapotun kollarına düşer
Ölürüm…
Soğuk zamanların çiğdem çiçeği
Benden geriye kalanların
Ve yüreğimin ortasına yazılanların
Gerçeği, çöl ortasında kalan
Beni ölüme salan diyarın çiçeği…
Yeter ettiklerin yeter,
Yeter yalan zamanların
Ve kaçanların
Ardın sıra susanların,
Bütün azalarımın
Elinden çektiği yeter…
Sevdi diye yüreğimin
Peşinden geldiği
Yollarına hasret kaldığı
Ve gözlerimin kör olduğu
Sükutu hayallerim yeter
Yeter işte, ettiklerin yeter…