KELİMELERE SIĞMAYAN ERDEMLER ve FİLOZOF HAKKINDA
Atilla ÇELİK
(Bir Chuck SCHULDINER - DEATH Hayranı)

"BU YAZIYI CHUCK SCHULDINER'A İTHAF EDİYORUM..."


CHUCK SCHULDINER
(13.05.1967 - 13.12. 2001)

Bir insan düşünün; müzikten elde ettiği cüzi rakamı tekrar müziğe yatıran, beynindeki ur için hastane masraflarını karşılayacak paraya azla yetinmesinden dolayı sahip olamayan, hastalığıyla mücadele ederken de asla ümidini yitirmeyen, sadece hastalığıyla ilgilenmesi gerekirken müzikten kopmayan ve bunun da mücadelesini veren, "İki köpeğime her gün yemek götürebileyim, geri kalan parayla da gitar teli takımı alabileyim, daha fazlasını neden isteyim ki" diyen bir insanlık modeli. Mücadeleci, savaşçı, ne yaptığını bilen, olgun, mütevazi, sade, elindekiyle yetinmesini bilen ve virtüöz bir müzikal deha. 13 Aralık 2001'de hayata veda eden efsane Death / Control Denied grubunun lideri, filozof-ruh iyileştirici Chuck Schuldiner'ı çok ayrıntılı şekilde inceledik ve gösteriş meraklılarına, hayattan anlam bulamayanlara, insanlıktan nasibini alamamış manasız kişilere havale ettik :


İSİM :
Chuck Schuldiner
DOĞUM TARİHİ : 13 Mayıs 1967
DOĞUM YERİ : Long Island, New York
FAVORİ YİYECEKLERİ : Buffalo Wings, Pizza, Biftek, Izgarada Chi-chee-pi-on (Çin Yemeği)
HOBİLERİ : Kano kullanmak, Albüm Koleksiyonu Yapmak, Balık Tutmak, Gitar Çalmak
SAHİP OLDUĞU HAYVAN : 2 Köpek (Buster ve Heidi) ve 3 Kedi (Pierre, Mommy Mew ve Tigger)
EN ÇOK SEVDİĞİ KİŞİ : Annesi Jane Schuldiner
ZİYARETTEN HOŞLANDIĞI YERLER : California (Bay Area) ve Amsterdam
MÜZİKAL ETKİLENİMLERİ : Kiss, Iron Maiden, Mercyful Fate, Watchtower, Venom, Exciter, Anvil, Slayer
GELECEKTEKİ AMAÇLARI : Sağlıklı, mutlu bir birey olmak ve gitar çalmaya devam etmek, Metal müzikle kapsanmış bir birey olmak
KISA LAFLARI : Let the Metal flow!!!!! Support music, not rumours!!! ...to keep metal alive!!!

Maalesef ama maalesef;
ÖLÜM TARİHİ :
13 ARALIK 2001

Bu denli önemli bir müzikal dehayı 13 Aralık 2001 yılında kaybetmiştik, bugün de ölümünün ikinci yıl dönümü. Ama o hala ölmedi ve efsanesi devam ediyor. Kalbimizde o kadar önemli bir yer edindi ki müzik dünyasının ender insanlık örneklerinden biriydi. Bu değil midir ölmesine rağmen hala saygıyla anılan, çok özlenen, bu denli önemli bir müzikal dehanın ölümünün bizi üzdüğü? Müzik adamı olmasının yanında çok büyük bir sanatçıydı. Gerçekten de öyleydi. Sanatçı kime denir? Topluma bir şeyler veren, olumlu anlamda bir şeyler aktaran, örnek tavırlar sergileyen, bir ekolü temsil eden ve toplumun yaralarına parmak basan bir insan modelidir sanatçı açılımı. Bu açıdan yaklaştığımız zaman hepsini sergiliyordu Chuck. Aslında Death gibi bir grubu kurmasının ve bu denli büyüme gösterip muhteşem bir virtüöz, müzisyen olmasının anlamı Chuck'ın kardeşi Frank'ın ölümünde gizlidir. Kardeşi Frank ölünce, 10 yaşında olan Chuck'ın hayatında bazı şeyler değişmiş, başlangıçlarda içine kapanmış, kendisini müziğe vermiş, hayatın inceliklerini sorgulamış, Frank'ın ölümüyle ilişkili tutarak DEATH adında bir grup kurmuş ve liriklerinde yer yer bu tür acı anlamlara da yer vermiştir. Belki de DEATH grubunu ölen kardeşi Frank'a borçluyuz.

1998 yılında Dynamo Open Air'de verdikleri konserde ne denli mütevazi, virtüöz olduğunu ve müzik adamlığını görmüştük. Son derece teknik, komplike, kazık marka melodileri hiç kasmadan, abartılı hareketler yapmadan, beyefendi gibi çalan, müziği dibine kadar hisseden, söylediklerini kalpten aktaran ve seyircilerin önünde saygıyla eğilen bir müzik adamı. Hem de kanser denen illetin tam ortasındayken. 13 Mayıs 1967'de New York Long Island'de doğan Chuck, 13 Aralık 2001 yılında 34 yaşındayken hayata gözlerini kapadı. Beynindeki uru ve kanseri yenmek için çok mücadele etti, sürekli kemoterapi tedavisi gördü, aslında baktığımız zaman hastalığından hiçbir iz görünmüyordu ama ölümüne bir anlam veremedik ve muallakta kaldık. Amerika gibi tıbbi imkanların en üst düzeyde olduğu bir ülkede, mücadele verirken ölmesi ve günlük hayatını da bizim gibi yaşarken, böyle bir sonuçla karşılaşmak hepimiz için sürpriz oldu.

Chuck'ı hangi yönleriyle değerlendirebiliriz ki? Heavy müzik dünyasında örnek teşkil edecek, ciddice ve ayrıntılıca incelenecek bir insanlık modelidir. Müzik yaşamı boyunca mütevaziliği, saygıyı, güçlü iradeyi ve anlamlı lirikler silsilesini asla eksik bırakmadı. Onu tek yönüyle ele alamayız, hangi yönüne bakarsak çok gelişmiş bir anlamlar bütününü görürüz.

Müzik mi? En tekniğinden, en komplikesinden, en kazık markasından ve mükemmel bir mantalite altında müzikal sanat sergilemesinden belli olmuyor muydu? Niçin Death grubunun lideriydi? Kendisinin kurduğu bir grup olmasının haricinde bass gitar partisyonlarının, gitar rifflerinin, melodilerin nasıl olacağını her zaman Chuck belirlemiştir. Diğer Death grubu elemanları Chuck'ın yansıtmak istediği müziğin icrasını yapmışlardır ama grubunun soundunun markasını, mahiyetini her zaman Chuck belirlemiştir.

Lirikler mi? Tam bir hayat mücadelesi, hayatın mücadeleden ibaret olduğu, daima güçlü olmamız gerektiği, felsefe, psikoloji, insanın iç dünyası, hayatın bizzat kendisi, kısacası karşımızda tam bir filozof vardı. Heavy Metal'in filozof bir insani görüntüsünü sergilemiştir Chuck. Death grubu adı altındaki tüm lirikleri de kendisi yazmıştır.

Sevgiye bakış açısı mı? Kimse fazla bir şey bilemedi bu konuda. Çünkü bu onun özel dünyasıydı ve ölene kadar 6 yıldır aynı insanla birlikte olduğunu belirtmeliyim. Bu da az çok yeni nesile bir örnek teşkil edebilir. Evlilik konusuna uzak durmuş bir insandı. Çünkü şöyle diyecekti : "Evliliğin çok büyük bir mesele olduğunu düşünüyorum. Maalesef evlilik boş sözcükler yüzünden yıkılmaktadır. Evlilik benim için bir kağıt parçasından da daha önemlidir. Evlilik sözleşmesi yok edilebilir ama insanların iç derinliklerinde yok edilemeyecek şeyler var. Sevgi en derindedir. Evlilik hayatı düğümleyebilir ve boş sözcüklerle bir hayatı kolayca ezip geçebilir. Eğer evlenirsem kesinlikle kilisede olmayacak, Florida sahillerinde bir yerde olacak. Bunu özel olarak yapacağım, tabi yapabilirsem." (Haziran 1999, Spark Magazine / Çek Cumhuriyeti)

İnsanlık mı? Magazinlerde orta parmağını gösterdiğini, saçma sapan bir poz verdiğini gören oldu mu? Konserlerde mütevazi bir şekilde saygıyla seyirciler önünde eğilen kimdi? Kariyerinde hangi yönleri yaşadığını, hangi yönünden gurur duyduğunu bilmek için şu söylediklerini okumak gerekebilir : "Bir çok şey hakkında iyi şeyler hissettim, ama aynı zamanda da kötü zamanlar, acı veren zamanlar, depresif zamanlar oldu. Bazı şeylerin niçin kötü gittiğini, bazı kişilerin neden arkadan işler çevirdiğini bilemezken bazı kişiler de bizi destekledi. Bir grup olmanın ötesinde daha önemli olan şeyleri yapmaya özen gösterdik. Hala birlikteyiz. Bizi ezmeye çalışan endüstrinin içinde solmadık ve ezilmedik. Asla içki problemim olmadı, başarımıza dil uzatanlardan yakınmadım ve Kurt Kobain gibi kendimi şutlamadım. Başarıyı benim rüyalarıma bağlayanlardan dolayı da üzgünüm. Müziğimizin daha da büyümesi ve onaylanması için benim ismim matbaalarda basılıp durmadı. Böyle bir şey olursa da şaşırmayacağım. Eğer bir gün ilhamımın azaldığını, öldüğünü görürseniz tahmin ediyorum ki bir restaurant açıp, aşçılık yapacağım" (Nisan 1995, Guitar World Magazine / ABD)
Hayata bakış açısı mı? Sorgulayıcı, kendi özgünlüğünü koyucu, mücadele edici, hayattan umudunu koparmayan, daima güçlü olunması gerektiğini yansıtan bir kişilik ve bunu da bizzat hayatıyla bize gösteren bir erdemler bütünü.

Chuck'ın çocukluğunu annesi Jane Schuldiner'dan dinleyelim : "Chuck müthiş bir çocuktu. Doğallığıyla herkes tarafından çok seviliyordu. Her zaman onu yabancılara karşı uyarıyordum, çünkü aynı zamanda arkadaşıydım. Chuck okul döneminde beyzbol ve futbol oynadı, özellikle futbolu çok severdi. Okul yaşamı çok iyiydi, çok başarılıydı. İnsanlara sürpriz yapmaktan hoşlanıyordu ve daima mükemmel davranışlarda bulundu. Biz yıllar boyunca kamplarda yaşamıştık, çocuklar böyle ortamda yetiştiler ve Chuck kamp yapmayı, ormanları, doğayı, balık tutmayı, kır yürüyüşlerini çok severdi. Bazen ormanda yaşayan komşulara giderdik, Chuck'ı da alırdım yanıma, 2 yaşındayken arkadaşlarıyla ağaçtan yapılmış kaleler ve evlerde zaman geçirirdi. Çok harika ve mutlu bir çocukluk geçirdiğini size söyleyebilirim." (Ocak 2003 Rockaxis Magazine / Şili)

Chuck'ın benim nezdimde önemi büyük. Çünkü Heavy müzik içerisinde misyonunu taşıdığım öğeleri yansıtıyordu. Her zaman erdemlik, bilgelik, mütevazilik, saygı ve insanlık mantaliteleri içinde yaşam sürüyordu ve bu müziği bilmeden, sorgulamadan, özentice yaşayanlara ve de piyasa olmak için özünden dönenlere bir ders veriyordu.13-14 yıllık Heavy Metal literatürümde ilk sıraya koyduğum insandır Chuck ve aynı zamanda grubu Death de tartışmasız her zaman değişmez bir numaramdır ve öyle olmaya da devam edecektir. Onunla her zaman gurur duydum ve literatürümün en başına böyle bir insanı - grubunu koyduğum için kendimle de gurur duydum.

Chuck müzikal hayatına ilk başladığı zamanlarda korku filmi öğelerine, gore kavramlara yer vermişti ve zamanla kendi orijinalliğini ortaya koymuştur. Death Metal gibi mükemmel bir müzik türünü oluşturan bir müzisyendir ama bunu da böyle görmemekte, bu unvanı kabul etmemektedir. Death Metal çizgisi içinde çok özgün müzik, filozofça liriklerle büyük bir etkide bulunmuştur. Onun en çok dikkat çeken yönü ve en mükemmel özelliklerinden biri, her albümünde muhteşem fikirleriyle ortaya koyduğu düşündürücü, sorgulayıcı, güçlü temaları yansıtarak yazdığı şarkı sözleriydi.

Chuck'ın hayatı Kiss'in "Destroyer" albümünü almasıyla çok değişmiş, bu müziğin bir fanı olmuş ve neler yapabileceğini düşünmüş. Sonrasında da olan olmuş ve ilk zamanlarında oldukça brutal çalışmaları sergilemişti. O sıralarda tüm sert-brutal gruplar satanist grup yaftasını yiyordu ve Death de bundan nasibini almıştı. Halbuki ilgisi yoktu. Başlangıçta gruba böyle bir yaklaşım gösterilmesinin nedenini Chuck'ın ağzından dinleyebiliriz : "Bir çok grup başlangıçlarda otomatik olarak çok sert olabilir ve satanizm öğelerini yansıtabilir. Aslında bunun nedeni de yapılan çalışmaların normalden daha vahşi yapılması. Müzikal olarak en başlarda Death de bunu içerdi, ama diğer insanların dediği gibi ben şeytan gibi şeylere inanmam ve herhangi bir mezhebi de onaylamam. Ben liriklerimde bunlarla ilgilenmiyorum. Ben satanist öğeli Venom, Mercyful Fate ve Celtic Frost gibi grupları dinledim ama farklı bir değerdi bu. Death için yazdığım lirikler yaşam üzerinedir. Beni karşılayan ve bana bir şeyler veren yaşam..." (Haziran 1999, Spark Magazine / Çek Cumhuriyeti)

Peki Chuck nelerden bahsediyordu yazdığı liriklerde?
İnsan yaşamını sorgulardı ve "Overactive Imagination" parçasında şöyle demişti : "Senin var oluşun bir senaryodur.Yaşam senin için bir oyundur. Rolünü sonuna kadar oynarsın. Yöneltmek ve önceden tasarlamak, her biri hareket eder. Senin hasta bağımlılığını arttıran aktif bir hayal gücüdür. Boş kabuğunu köle yapan..."

Yaşamın ciddiyetini gözler önüne sererdi ve "Nothing Is Everything" parçasında şöyle demişti : "Yaşamak hoşumuza gider ve günlerimizi paylaşırız. Başka bir dünyada, oldukça uzakta farklı bir mevcudiyet, hemen hemen neredeyse aynı. Çatışma üzüntüdür ve kahkaha acıdır. Söyledikleri şeyler için onların gözlerinin derinliklerine bak. Yaşamın ne verdiğini inkar etmek, zihinsel gölgenin arkasında yaşamalıdır. Duygular yaşamın kontrolünü her gün üstlenir."

Saygısız, kişiliksiz, hayatını ot gibi ben merkezci duygularla yaşayan müzik severlere, icracılara, gerçek heavy müziğini yaralayanlara "Mentally Blind" parçasında "Sınırlı beş para etmez hayata yaklaşan düşüncelerinle ne yapacaktın? Yeteneklerinin eksikliğinin seni yansıttığı düşüncelerin kendine, yıkıcı. Umutsuzluk senin kazancındır, zevk ahlaksızlıktır. Senin öykülerine av olarak düşmek için mahkum olmuş. Senin için gelecek hiç bir yerde değildir. Her dakika senin türünün basmakalıp sözleri, saygısızlıkla bir bireyden oldukça bahseder. Pişman olacağın suçlamaların, aklen kör gelinen fikirler zehirlidir. Gücünü topla, yüzeysel bir insan seni bulacak" diye seslenecekti.
Güçlü ve ne yaptığını bilen insan modeli için de "Individual Thought Patterns" parçasında "Zihinsel aldatmanın esirleri kendi kararının içinde özgür olur. Kütleleri idare etmek için kelimeleri değiştirmek, birinin kendi güvensizliğini örtmek, bir ilacın beslediği gibi felç olmuş akılların hayal gücünü besler. Hipnotik bozulmaya uğramış liderlerin takipçileri, sadece kusur bulmak için yaşamlarını yaşarlar. Bireysel düşünce modelini yaratmak için resmi çizdiğimizde, görünmez çizgi nerededir" diyecekti.

Kadere nasıl bakıyordu peki? "Destiny" parçasında şöyle diyordu : "Zaman bizim kabul etmek zorunda olduğumuz bir kavramdır. Bazen beklenmedik anlarda korkarım. Ben kargaşanın arkasında bizim için gerçeği bekleyene inanırım. Baktığımız engellerden sonra yaşamımıza değer biçer ve güvenirim. Yaşamlarında ne gibi yolları niçin denediklerini sorgulamanın yılları... Böylece ruhlarımızı birleştirebilirdik. Onaylamak zorunda kaldığımız acıdan kaçabilmek için hiç bir yol olmadığını biliyorum. Gerçek olan diğer yarısını bulmak. Kader hepimizin neyi bulmaya çalıştığıdır, kader seni ve beni bekliyordu."

"Suicide Machine" efsanesini bilmeyen yoktu ve "Yaşam devam ederken, önemser görünmez hiç kimse. Ama yaşam devam ederken istekler ortaya çıkar, orada güçlü bir şekilde durulacaktır. Acıyı uzatmak, sonunda ne kadar sürecek? İntihar makinesi. Saygınca ölmek için bir istek, çok fazla şey mi istenmiştir? İntihar makinesi. Bazı kişilerin acılarını inkar etmesi ne kadar kolaydır" diyecekti ve bir nevi hayattaki zorluklara karşı güçlü olunması gerektiğini belirtecekti.
Topluma lider kesilen kesimlere de filozof diye ironik takılarak tepkisini dile getirecekti "The Philosopher" parçasında : "Benim neyi hissettiğimi hisseder misin, ne gördüğümü görür müsün, ne işittiğimi işitir misin? Senin hayal dünyan ile gerçekliğin arasında çizmek zorunda olduğun bir çizgi vardır. Yaşamımı yaşar mısın yada aldığım nefesi paylaşır mısın? Senin aklın bizzat kendine ait değildir, nasıl farz edeceğim hakkında vaaz verirsin, lakin kendi cinsel özelliklerini bilmezsin. Yalanlar senin diğer kararlarını besler. Filozof...Sen her şeyi en iyi şekilde bilirsin."

Chuck "Symbolic" parçasında geçmişi, anıları ve bu anıların hediyelerini irdelemeyi ihmal etmiyordu : "Ben yaşamayı kastetmiyorum, ama ben kendim yardım edemem. Yaşamın bir anında, anıların tadına bakmayı hissederken, yıllar hala aynı gözükürken, gözlerimi kapatıyorum ve kendi içimde açıyorum. Değerli anıların hediyelerini anımsıyorum."

Yaşadığımız yaşam bize aynı gelebilirdi ama ince düşündüğümüz zaman, geçmişe baktığımız zaman güzel şeylerin de olduğunu görecek, anılarımızda kalmış o anların bize haz verebileceğini, kendimizi yeni bir yöne çekebileceğimizi öğrenecektik. Çünkü ne olursa olsun yaşanan şeylerde her zaman bir anlam vardı ama önemli olan insanların bunu nasıl karşıladığı, nasıl reaksiyon gösterdiği ve hayatını hangi yöne çektiğiydi. "Symbolic" parçası bu bağlamda çok derin şeyler ifade eder. Aynı zamanda ölen kardeşi Frank'ı aklına getiriyordu bu parçayla.

Hayatın zor bir bütün olduğunu, ne dersek diyelim bazı şeylerin yetersiz kalacağını, bazen karamsar düşüncelerin bize hakim olabileceğini ve bunu yansıtan ruh halini "Empty Words" parçasında bize sunuyordu : "Küller ve umutlar bir bağı paylaşır. Değişimin rüzgarları boyunca sözcükler uzaklara uçar. Görüntüler düşüncelerinde dövmelenmeliyken, güçlü yürümek bazen zoru aramaktır. Cevaplar bulunamadı başkalarının yazısında yada eğitilmiş bir aklın sözcükleri hafızalarımızın değerli dünyasında. Kendimizin hapsedildiğini buluruz, ustura gibi keskin pençeler ruhumuzu yırtar. Umutlar potansiyel bir inciniş, hiçbir şey gerçek değil midir? Sonsuza dek derinliklerde olurken, boş sözcüklerin dünyasında, bu saldırılardan kaçış yok. Boş sözcükler..."

İnsanlar arasındaki iletişimin bozulmasını, kopmasını ve ilişkileri düzeltmektense sürekli kavgayı tercih eden iletişimden yoksun bir toplumu anlattığı "Lack Of Comprehencion" parçasında "Etkilemek için ayıplama korkusu, onlar bazı şeyleri anlayamazlar.Yalan söyleyen zaafları örtmek için bir özür, yalanlar. Suçunu ve acını yatıştırmak, yaşama biçim verilmesinde paylarını almayan insanlar, yok olmayı yaratan, yalanlar. Sizin kendi gözlerinizden önce doğrular, hataların bir yansıması, sonunda inkar edeceksin. Bir yaşamın ölümünde senin görevin, anlayış eksikliği, basma kalıp sözlerinle başarılı olmak. Oluşmuş akıllarında iletişim kurmak, kendi içlerinde bunalım, kendi bedenleri ve kanlarında boğulan, yalanlar. Suçlamak kolay, girişimlerde bulunmaktan korkar, yaşamın sonunu açıklamak için, yalanlar" diyecekti.

Ona göre ölüm sonrası yaşama bakış açısı nasıldı? "Misanthrope" da biraz bahsedecekti : "Bilgi meraklı yaşamla oluşturularak alınır. Ölüm sonrası yaşamdan umut getirilebilir. Yaşamı verenin altında, bizim güneşimiz. Başka bir türün sınavı tamamlanmıştır. Onlardan bir görüş yükseklere yerleştirildi ve gökyüzü nefes aldı."

Hayata dair sorduğumuz bir kaç soruyu kendisi de soracaktı "Perennial Quest" eserinde : "Yolculuk merakla başlar ve ruhla gelişir, soruları hisseder. Yürüdüğümüz taşların üzerinde bir seçim yaparız yönümüzde. Bazen asla bilinemez, bazı zamanlar oldukça çok bilinir. Bizi arkada tutan kötülükler süzülür. Açlığının gerçekliğinin ne olduğunu kavramayı üstlenirsin. Yarınları tasarlayıp duran yılların sorusuna beni katıyor musun? Cevaplar için yılların sorusunu araştıran, izlenen rüyalar nerede ve zaman bir sınamadır. Bu yazılan sözcüklerin arkasında basit bir planı paylaşıyorum, hissettiğimiz yola asıyorum. Üzüntünün nehirlerinden, okyanusların derinliklerine kadar, umutlarımla yolculuk ettim onlarda. Şimdi, geriye dönüş yok. Niçin sorularımı soruyorum? Bugün nedir? Yarın ne zaman?"

Herkesin delicesine sevdiği "Spirit Crusher" parçasında da "Görünüşte insan, kalpte canavar. İzin verme doğrularını parçalamasına. Suçluluk değil, basit bir görünüşle besler. Ruh Ezicisi. Güçlü kal ve sıkı bekle. Ruh Ezicisi. Ezen ve öldüren gaddar bir tür, merhamet yok, tadına varılan bir zevk" diyecekti ve bazı kendini bilmez insanlara gerekli cevabı verecekti. Gerçek heavy müziğin daima desteklenmesi, gerçek olan sanatın uygulanması için seslenişlerde bulunacak, maddiyattansa maneviyatın önemli olduğunu betimleyecekti...

Peki insanların iç dünyalarındaki eziyetlerle nasıl ilgilenecekti? Human albümündeki "Together As One" parçasında şöyle diyecekti : "Kötü bir yaratılışla tanımlandırılmış, berbat görünümleri alay konusu yapılmış, acı ve sevinç her ikisi de paylaştırılmış. İki akıl, iki kalp, tek ruh, zihinsel ayrılık, gizliliğin bir illüzyonu. Hep birlikte - Onlar başkalarının yaşamlarını emerler. Herkes gibi - Yaşayacaklar ve ölecekler. Yaşayan cehennem başladı. Bir kabus gibi görünür, sözlerde kusur bulunur, onların baktıkları gibi bakarak normal olan şeyler anormal görünür. Bedensel zevklerle bağlanır".

Ve de insanoğlunun güçlü bir yapıda olması gerektiğini, umutlarının ölmemesini, hayatta her şeyin olabileceğini, güzel zamanları elde etmenin kolay olmayıp içimizdeki mevcut güçle bunu elde edeceğimizi ve güzel zamanların tadının çıkarılmasından bahsettiği "The Flesh And The Power It Holds" parçasında "İhtiraslar rüzgarla taşınan ateşte olduğu gibi yakar. Bir zamanın sonu, bir zamanın başlangıcıdır. Seni bir yolun yukarısına inşa eder ve gözyaşları. Geri doğrulursun, bir zamanın sonunda bir zaman başlar. Dokun, tadına bak, solu, tüket" diyecekti.

Bu parça dahilinde kesinlikle ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bu parçada özel olarak hissettiğim bir şey var. Söz konusu parçanın 4:15'inci dakikasında Chuck'ın muhteşem virtüözlükte, insan ruhunu coşturucu, göz yaşartacak güzellikte bir solosu var. Bu esnada sadece onun solosu işitilmektedir ve arka planda da bas gitar eşlik etmektedir. Başka hiçbir ses de yoktur. Aslında bu soloyla bize o kadar önemli bir mesaj veriyor ki kaç kişi vermek istediği mesajı anlamıştır? Öncelikle size şunu sormalıyım : Solo öncesi nasıldık, solo sonrası nasıl olduk? Bu soloyu dinledikten sonra garip bir ruhsal devinim içine girmiyor muyduk ve içimizde bir şeyler uyanmıyor muydu? Peki Chuck bu parçada ne diyordu?

BİR ZAMANIN SONU BİR ZAMANIN BAŞLANGICIDIR.

Parçada liriksel olarak söylediği bu müthiş sözü, müzikal olarak bize bu soloyla yansıtıyor ve hissettiriyordu :

SOLO ÖNCESİ (BİR ZAMANIN SONU) - SOLO SONRASI (BİR ZAMANIN BAŞLANGICI)

Chuck, solosuyla solo sonrası yeni bir yaşamın, güçlü, mücadeleci, sorgulayıcı ve güzel bir yaşamın anlatım ifadesini filozofça salgılıyordu bize. Bilmiyorum kaç kişi bu mesajı gerçek manada anlayabildi ve hissedebildi. Chuck bu denli derin bir mesaj veriyordu bizlere ve bu kadar etkin, vurucu bir anlatım ifadesine doğru kelimeleri nasıl kullanabilirim ki! Kesinlikle kelimeler boğazımda düğümleniyor ve Chuck'ın neler ifade etmeye çalıştığının gerçek manada bazı kişiler tarafından bilinememesi beni gerçekten de rahatsız ediyor. Zaten "Flesh And The Power It Holds" çalışması yaptığım araştırmalar dahilinde Chuck'ın en çok sevdiği parçaymış. Tesadüfe bakın ki benim için de öyle ve bunu öğrenmeden önce bu parçada farklı bir havayı her zaman algıladım.

Yaşamın sırlarla dolu olduğunu "A Moment Of Clarity" parçasında şöyle betimleyecekti : "Yaşam bir gizem gibidir, bir çok ipucuyla, ama bir kaç cevaplarla. Neye bakabildiğimizi kendimize anlatabilmek. Gerçeklikten bizi koruyan mesajlar için."

Şimdi bu liriklerden sonra o kadar yapaylığın, iğrençliğin, anlamsızlığın, yozlaşmışlığın olduğu bir piyasada Heavy Metal olgusunun bu denli ışıl ışıl parlayan mükemmel yönüne ön yargılı yaklaşmak sizce ne kadar doğru? İşte Death Metal olgusunun en harika yönlerinden birini Chuck bize en samimi yönleriyle yansıtıyordu ve bunu da Death Metal adı altında değil metal müzik adıyla yapıyordu. Gerçek müzik adamlığı, müzisyenliği budur diyorduk.

Sadece bu kadar mı? Tabi ki değil. Nice inciler saçılmıştı Chuck'ın ağzından. Kendisine yazdığı sözler hakkında sorulan soruya şöyle cevaplar verecekti: "Aslında lirikler kayıtların yansımasının da ötesinde, gerçekliği bütünüyle yansıtıyor. Bilindiği gibi gerçeklik, iyi, kötü, doğruları sorgulamak, güçlü olmak ve engelleri yenmek gibi kavramlar yansıtılıyor. Temelde; insanların hayatlarında bazı tırmanışlara geçebileceğini, hayatları için en iyi şeylere erişmelerini ve kendi rüyalarını gerçekleştirmelerini betimliyor. Ben bir hayalperestim. Benim için müzik bir rüya ve en iyi şeylere erişmeyi, korumayı düşünürüm. Bu benim amacımdır. Lirikler benim için gerçek bir hayatın gerçeklikleridir, benim için lirikler gerçektir, müzik gibi çok önemlidir, her ikisi kesinlikle birbirine bağlıdır."

Kendisine "dahi" mi yoksa müzikal açıdan "sapık" mı olduğu sorulduğunda "aslında ilkini tercih ederdim ama bir dahi olduğumu düşünmüyorum.Yaptığımız şeyler inanarak ve hissederek yaptığımız kişisel şeylerdir, bir dahiliği ortaya koymaz ama rahatsız da etmez. Benim için yaşamda her ne olursa olsun inandıklarınızı yapmalısınız. Neleri yapabileceğime inanırım ve trendlere dikkat etmem, her şey grubumun çevresinde döner ve trend adına diğer şeyleri umursamam. Benim için esas olan doğru şeyleri yapıp durmak ve müziğin içine duyguları yerleştirmek. İnsanların samimi olması ve gerçek şeyleri koruması gerektiğini düşünüyorum. Bunun, bu müziğin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle..." demiştir.

Son albümleri "The Sound Of Perseverance" albümünün kapağındaki "dağ motifi" için hayata dair şöyle bağlantı kuracaktı: "Bu pozitif bir dağ türüdür. Korkutucu görünebilir ama sadece sorular betimleniyor, daha çok sorular! Bazı şeylere ulaşmak ve elde etmek için tırmanabileceğimizi, belki bazı zamanlar düşebileceğimizi ama yine de yukarıya tırmanabileceğimizi, bazı insanların en dipte, bazılarının ortada, bazılarının da en yüksekte olabileceğini söylüyorum albümde. Bu yüzden yaşamımızda bu bağlamda attığımız adımlar var, eğer senin özellikle yapmak istediğin bir hayalin varsa bunu yapmak için yola koyulursun. Kendi açımdan, müzik benim rüyamdır. İnsanlar benim hakkımda kötü konuşarak beni yıkmayı deneyebilir ve ne olursa olsun kendi yoluma engeller koyabilir ama ben yine de bazı şeyleri koruyarak yoluma devam edeceğim, amaçlarıma erişmeye çalışacağım. Bu bağlamda kapak çok önemlidir. Onlar yaşamımda, yapmaya çalıştığım görüntümün bir yansımasıdır."
Yıllar önce müziğe ilk başladığı sıradaki Chuck ile şimdiki Chuck arasındaki fark sorulduğunda "15 yaş daha yaşlıyım. Kesinlikle, çok farklı. 16 yaşından 31 yaşına geldiğiniz zaman çok farklı bir şekilde düşünürsünüz. Çok toyduk, 16 yaşında çocuklardık. Çok şey öğrendim, umutla bir çok iyi şeyi öğrendim, ama aynı zamanda bir çok saçmalık da oldu. Müzikle olmak kendimi iyi hissettirdi ve BENİM İÇİN, MÜZİK BURADA OLMAMIN SEBEBİDİR. BEN MÜZİK YAPMAK VE İNSANLARI UMUT VEREREK EĞLENDİRMEK İÇİN BURADAYIM. Benim için bir çok mesele önem taşır ve el ele hep beraber giderek bir şahsiyet olarak ve müzikal olarak bir çok büyüme oldu." demiştir.

Heavy müziğe neler katmış olabileceği sorusuna da şöyle yanıt vermiştir : "Katkım varsa nasıl bir katkıdır bilmiyorum, bunu diğer insanlar kararlaştırır. Ama umut ediyorum ki metal müziğin ruhunun gücünü korumak, yanlış akımlara gitmemesi yada trendin bir parçası olmaması gerektiği gibi katkılarım oldu. Çünkü trendlere eğilmenin metal müziği yaraladığını düşünüyorum. Amerika'da diğer kişiler trendin gücünün kurbanı olurlarken ben Amerika'daydım ve asla trendin bir parçası olmak istemedim. Gitar çalan bir herif gibi yada bir fan gibi asla yolumdan ayrılmadım. Gerçek şeyleri koruyarak daima ileriye gitmek istedim. BU BENİM TEMEL SORUMLULUĞUMDU."
Genel bakış açılarından biri de şöyle olmuştu : "Ben bir hayalperestim ve 15 yıldır bu hayalimi gerçekleştirmek için çok zor olan bir endüstride amaçlarımı gerçekleştirmek konusunda hayatımı sürdürüyorum. Tek istediğim müzik yapmak ve Amerika'da kaybolmak üzere olan gerçek Heavy Metal'i yeniden ortaya çıkarmak, yüceltmek."

Bir röportajda kendisine Death Metalin babası tanımlaması yapılınca şunları söylemiştir : "Böyle bir şeye katılmıyorum ve yapılan şeyler Death Metal adına yapılmıyor. Ben sadece bir grupta yer alan bir adamım ve Death, bir metal grubudur. 'Sizin bir stil oluşturduğunuza inanıyoruz' diyorsanız, Metal müzik için güzel şeyler yaptığımızı umut ediyorum. Ben bir Heavy Metal fanıyım, bu müziğin güzel taraflarını göstermek imkanı elimde varsa bunu yapmaya çalışırım. Özellikle son zamanlarda Metal müziği yaralayan yeni yeni şeyler çıktı, özellikle Amerika'da. Mesela Korn ve Limp Bizkit kesinlikle Metal değildir, gerçek Metal müziği yaralıyorlar ve bir an önce bu durumu düzeltmeliyiz. Burada yardıma ihtiyacımız var ve umarım son çalışmamız (The Sound Of Perseverance) gerekli yardımı sağlayabilir. Avrupa müzik konusunda daha zengin ve Amerika bu açıdan kötü durumda. Hammerfall ile beraber tur düzenlemiş ve insanları şok etmiştik. Gerçek bir metal turuydu, sahte metal ve hip-hop metal gibi saçmalıklar yoktu. Ortada sadece iki tane gerçek metal grubu vardı ve umarım böyle devam eder" (Aralık 1999 - Rock Hard Magazine / Almanya)
Müziği çok içten yaptığı, bu konuda inatçı bir çocuk olduğu, bu işten kazanamadığı sorulduğunda verdiği cevap şöyleydi : "Bu sadece yaşadığım hayatın bir yönü ve bunun haricinde hayatım gösterişsiz bir şekilde yön aldı. Çok küçük bir apartman dairesine sahibim. Zengin değilim, bir çok genç müzisyen gibi benim için çok avantajsız olan, bana para kazandırmayacak sözleşmelere imza attım. Aslında daha fazla paraya sahip olabilirdim ama bu farklı bir çalışma. Ben şikayet etmiyorum, eğer şikayet edersem bu kendi hatamdır, iyi bir avukat tutabilirdim bu konuda. Ben durumumdan memnunum, iki tane büyük köpeğim var ve onların her gün yiyeceklerini karşılayabiliyorum. Eğer para kalırsa da kalan parayla gitarıma tel takımı alabiliyorum. Daha fazlasını neden isteyim ki?" (Eylül 1998 - Aardschok Magazine / Hollanda)

Ve nihayetinde ölmeden 2 yıl önce sağlığı hakkında sorulan soruya şöyle bir cevap vermişti ve kapanış lafıyla beyinlerimizi darmadağın etmiş, son cümlesiyle uzun uzun içimiz titreyerek düşünmemizi sağlamıştı: "Şimdilerde günlerin bitkin bir şekilde geçtiği gerçek. Aralık ayında sağlık muayenesinden geçmek üzere New York'a gideceğim ve bu muayenede tümörlerin röntgeni çekilecek ve umarım çok küçük çıkacaklar. Önceden 6 hafta tedavide kalmıştım, 6 hafta boyunca evimdeydim, o zaman fazla yapacak bir şey yoktu. Bayağı bir dinlenmeye ihtiyacım var, aynı zamanda da sakinleşmeye ama ben müzik yapıyorum, bir çok lirik yazıyorum. Şu anki konum sevinçten uzak olsa bile, yapacak fazla bir şey yok, UMUDUM VE PARMAKLARIM EN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞACAKTIR."

Evet! Chuck'ın umudu ve parmakları her zaman en iyisini yapmıştı, kimse bunun tersini söylemiyordu.

Bunca seslenişten ve yukarıda yazdığım şeylerden sonra böyle bir insana MÜZİKAL DEHA, FİLOZOF ve RUH İYİLEŞTİRİCİ denmez de ne denir? Onu kelimelerle de anlatamayız. Heavy Metal dünyası gerçekten de çok önemli bir şahsiyetini kaybetti. Bir erdem, kişilik, sadelik ve bilgelik timsalini. Müzik dünyası ölümlü birinin bedenini kaybetti ama geriye efsane olmuş bir isim, güçlü bir ruh kaldı. Hayatın asıl güzelliği bu değil midir zaten? Hayatı uzun yaşamak değil, öldükten sonra bir isim bırakmak, insanlara güzel şeyleri bırakıp gitmek önemlidir.
Chuck SCHULDINER'ı saygıyla anıyoruz. Nice insanların da ondan örnek alması dileğiyle. Sizi de http://www.emptywords.org/ sitesinde "emptywords" başlığı altında Chuck'ı anmaya çağırıyorum. Bir cümle de olsa bir şeyler yazın ve Türkiye'den giden sevginizi gösterin. Hak edene hak ettiğini vermek gerekir.

Chuck'ın, annesi Jane Schuldiner ve ailesi ile ilişkileri mükemmeldi. Chuck öldükten sonra annesi "emptywords.org" sitesinde bir çok açıklamalarda bulundu, oğlunun hastane masraflarını karşılamak için büyük mücadele örneği sergiledi, oğlunun ölmesi sebebiyle ikinci grubu Control Denied'ın yarıda kalan albümünün çıkması için de çabalar sarf etmiştir. Çünkü Chuck'ın en önemli dileklerinden biri de yarıda kalan Control Denied'ın ikinci albümünün tamamlanmasıydı. Profile bakar mısınız: Bir tarafta Death Metal ve Heavy dünyasının çok önemli kişiliği, diğer tarafta da onu deli gibi seven annesi, ailesi. Mükemmel bir anne - oğul profili. Oğlunun yaptığı müziği yürekten destekleyen bir anne. Gerçekten de harika bir görüntüydü bu.

Annesi Jane Schuldiner'a Chuck sonrası yaşamın nasıl olduğu sorulduğunda şöyle yanıtlar vermiştir : "Onsuz hayat benim için günlük bir mücadele, savaş halini aldı. Chuck'ı çok derinden seviyorum ve onunla yaptığımız bir çok şeyi özledim. O çok içten sevgi beslerdi ve bana karşı çok sorumluluk dolu, ilgiliydi. Müzik dışında zamanını sürekli benimle, kardeşleri ve akrabalarıyla geçiriyordu. Evde hep birlikte yemek yiyorduk, o yemek yapmayı çok sever, barbekü yapardı, evde sinema izler, yürüyüşler yapardık. Yaşamımız sürekli Chuck ile doluydu ve şu an yaşam benim için çok boş, hepimiz için. Chuck hastalığını bana açıkladığında harap olmuştum. Bana sarılmış ve birbirimize uzun uzun sarılarak durmuştuk. O asla kendini koy vermedi, hemen mücadeleye başladı. Kız kardeşini çağırdım ve onunla beraber Chuck'a sürekli yardım ettik, her zaman birlikteydik. Chuck'ı mücadelesinde güçlendiren etkenler ailesi, yaptığı müzik, hiçbir zaman yalnız bırakmayan fanları oldu. Hastalığıyla mücadele ederken müzik onun için çok önemli bir olguydu ve depresif bir şey dinlediğini asla görmedim."

Müziğe nasıl başladığı sorusu sorulduğunda da annesi şöyle cevap vermiştir : "Chuck müzikle 9 yaşındayken ilgilenmeye başladı. Kardeşi Frank, bir kazada öldüğü zaman harap oldu ve içine kapandı. Bir gitar alıp derslere başladı. Çalmayı çok seviyordu ve çok hızlı bir şekilde öğrendi. Kiss grubunu çok seviyordu ve 13 yaşındayken onu ilk kez Kiss konserine götürmüştüm. Chuck'ın müziği çok gürültülüydü ve bir şeyler yaptığı zaman bana dinletiyordu. Onun çalışmalarını sevdim, gitar çalışı konusunda kendisini çok çabuk geliştirmesi de beni şaşırtmıştı. Ayrıca bir çok enstrümanı da çalabiliyordu. Çok ilginç bir kişilikti ve benim garajım, müziğe aç olan muhteşem genç çocuklarla dolu oluyordu. Ben onun yaptığı müziği sürekli destekledim. Çünkü Chuck asla problemli bir çocuk olmadı ve onu her yönüyle kabul ettim. Chuck hayvanları ve yemek yapmayı çok seviyordu. Bana eğer müzisyen olamazsa aşçı yada veteriner olacağını söylerdi. Ben her zaman grubun isminin DEATH oluşunun kardeşi Frank'ın ölümünden sonra kaynaklandığını düşündüm ve kelimelerin içinde acı dolu anılar yer alıyordu. Bunlara itiraz etmedim.

Chuck'ın son anında ailesi olarak yanındaydık, son sözleri sevgi dolu olmuştu ve çok rahat konuşmuştu. Onun böyle gidişi kalbimde ve ruhumda daha derin kırılganlıklar oluşturdu ve bunu hala hissedebiliyorum" (Ocak 2003 Rockaxis Magazine / Şili)

Her şeyden önce Chuck'ı çok önemli yapan unsur şuydu : Söylediği ve yansıttığı her şeyi kendi hayatında tatbik etmiştir, laf olsun torba dolsun edebiyatı yapmamıştır. Kaç grup yada insan söylediğini hayatına tatbik etmiştir ve samimice yaşamıştır? Sevgilerle dolu saygımı iletiyorum bir numaralı Heavy Metal profilime ve insanlık örneğine...

Bilemiyorum haberiniz var mıdır? Chuck'ın mezarını ziyaret etmek isteyen o kadar çok insan var ki! Ama maalesef Chuck'ın mezarını ziyaret etmek imkansız. Neden mi? Onun mezarı yok! Evet yok! Çünkü ister inanın ister inanmayın Chuck'ın bedeninden geriye kalan sadece küller ve tozlar. Evet, küller ve tozlar! Bu ne demek mi? Chuck gömülmedi, sadece yakıldı ve geriye külleri kaldı. Ailesi de bu külleri defnedecek yeri kararlaştıramadı. Anlayacağınız Chuck toprak altında yatmıyor, bir mezarı yok, külleriyle duruyor ve de www.emptywords.org sitesinde yaşıyor. Ne demişti Chuck "Empty Words" parçasında :

"KÜLLER VE UMUTLAR BİR BAĞI PAYLAŞIR"

Bilmiyorum neler hissettiniz. Onu anlatmak mümkün değil işte ve bizzat lirikleriyle yaşadığını herkese kanıtlamış olmadı mı? Ne güzel olurdu Chuck bir Anka Kuşu olsaydı ve küllerinden doğsaydı! O kesinlikle anlatılamaz. Asla!

Bu yazıyı yazarken o kadar duygulandım ki içim çok garip bir mutlulukla doldu. Hüzün ve mutluluk bir aradaydı. Hem göğsüm kabardı hem de gözlerim ıslandı, boğazım düğümlendi. Belki kendisi amcamın oğlu değil ama arkasından üzülmem için, gözlerimin ıslanması için amcamın yada babamın oğlu olması gerekmiyor. Çünkü biliyoruz ki o bir filozof ve erdemler timsaliydi, bu tür kişiliklere ihtiyacımız vardı.

Beyninde tümör bulunduğunu öğrendiği sırada o an neler hissettiği ve neler olduğu konusunda kapanışı da Chuck'ın ağzından dinleyerek yapalım : "Bir hayal gibiydi. En başlarda boynumda bir ağrı vardı, asla kötü bir şey olacağını düşünmemiştim ve masaj, akupunktur yaptırdım ama bir faydasını göremedim. Gün geldi beyin tümörüne sahip olduğumu öğrendim. En başta çok ağır bir haberdi ve büyük bir şoktu. Ailem ve herkes yanımda oldu, sürekli ilgi gösterdiler ve cesaret verdiler. Ama bu şoku atlatmamda müzik yardımıma koştu. Şunu söyleyebilirim ki ne zaman tekrar lirikleri yazmaya başladım, büyük bir terapi oldu bu benim için. Ben müziği her şeyiyle seviyorum. Sen besteleri yapmaya başladığında başka bir dünyaya gidersin ve o an geçen zamanı unutursun. Farkına varmadan oturursun ve saatlerce çalarsın. İnsanların müzik dinlediği zaman farklı boyutlara uçtuğunu görmek harika değil mi?" (Aralık 1999 - Rock Hard Magazine / Almanya)

Elveda etmek yok Chuck... Sana veda etmiyoruz, çünkü daima yaşayacaksın. 2001 yılında Los Angeles konseri sonunda söylediğin şu lafı aklımızdan asla çıkarmayacağız ve bunu her zaman koruyacağız : "KEEP THE METAL FAITH ALIVE!"


PAIN THE PLAGUER... BEHOLD THE FLESH AND THE POWER IT HOLDS...