Onlar İngiltere'den ama asla kibirli değiller. Bir gitaristleri hayatını ve davulcuları bir kaza sonucu tek kolunu kaybetse de gitaristlerinin acısını kalplerine gömmüşler, bateristlerinin tek kolla çalabilecek duruma gelebilmesi için de çalışmalar açısından suya sabuna dokunmadan onu beklemişlerdir. Hem de yeni bir baterist almak gibi bir seçenekleri varken... Def Leppard, 1977'den günümüze kadar gelen nice güçlü, duygu ve müzisyenlik yüklü klasik parçalarıyla kalplerimizde taht kurmuş ve Rock/Heavy dünyasının en yaşlı ve köklü gruplarından biri olmuştur. Def Leppard demek aynı zamanda büyük bir dostluk hikayesi, erdemler, insancıl bakış açıları ve azim demektir.
Bazı grupların insanlar üzerinde derin etkisi, izleri ve anısı vardır ama bu gruplar her zaman kalplerde yer alır, su yüzüne çıkarılmaz. Geçmişten gelen izleri ve geçmişteki daha büyük müzisyenlik örneklemeleri, aldıkları büyük yollar ve kendilerini çoktan kabul ettirmelerinden dolayı artık daha fazla yapacak bir şeyleri kalmamıştır ve büyük gruplar listesinde yerlerini almışlardır. Def Leppard benim nezdimde böyle bir grup ve geçmişimde bana büyük etkilerde bulunmuş, belli bir temeli arz ettirmiş, bir çok parçasıyla derin boyutlar içerisinde yüzmeme, bazı parçalarıyla gücü dibime kadar hissetmeme neden olmuşlar, eğlenceli dünyaların izlerinden demetler almışımdır. Teknik ve yüksek müzisyenlikleriyle oluşturdukları parçalara yer yer melankoli, hüzünler, derin duygular, duygusallıklar, yer yer eğlence, güç ve adrenalin katmışlardır. Eski dinleyicilerin kalbinde büyük yere sahip olan grup, yeni dinleyicilerin nezdinde genelde bir muammadan ve bilinmeyen metafordan ibaret. Ortada Rock/Heavy tarihinin Whitesnake, Deep Purple, Black Sabbath, Judas Priest, Iron Maiden gibi gruplarla birlikte kendi çapında bir tarzın öncülüğünü yapan, babalık sıfatına ulaşmış köklü bir grup var.
Grup 1977 yılında İngiltere Sheffield kentinde vokalde Joe Eliot, gitarda Pete Willis, bas gitarda Rick ‘Sav' Savage ve bateride Tony Kenning tarafından kuruldu. Grubun kuruluşundaki ilk ismi Kör Leopar anlamına gelen Deaf Leopard'dı. Bu isim vokalist Joe Elliot'ın okuduğu okuldan çıkışlı olarak Def Leppard olarak değiştirildi. Joe Eliot 1960-70'li yılların glam gruplarından çok etkileniyordu ve en büyük hayali bir grup kurmak, bu grubun isminin de Def Leppard olmasıydı. 1977 yılında emeline kavuşmuş oluyordu. Aslında Def Leppard ismi alınmadan önce elemanlar Atomic Mass ismiyle Glam tarzında müzik yapıyorlardı.
Def Leppard'ın ilk icraatı Thin Lizzy, David Bowie gibi isimlerden derlemeleri ve kendi parçaları Misty Dreamer'ı içeren altı parçalık bir performansı 6 arkadaşlarına sunmalarıydı. Bir yıl sonra gruba ikinci gitarist olarak Steve Clark gelmiş ve ilk toplu konserlerini Sheffield'daki Westfield Koleji'nde vermişlerdir. Aynı yılın sonlarında baterist Tony Kenning kovulmuş ve yerine Frank Noon gelmiş, bu kadroyla grubun ilk eseri THE DEF LEPPARD EP'si yayınlanmıştır. 1978 Kasım ayında grubun hala davulcusu olan Rick Allen gruba dahil olmuştur.
Yeteneğini kanıtlayan grup BBC Radio 1'de John Peel'in radyo programına EP'lerinden parçaları vermiş, İngiltere'de Phonogram ve Amerika'da Mercury şirketiyle sözleşme imzalamıştır. Grup üyeleri bu esnalarda günlük işlerini yaparken, Rick Allen'da okula gidip geliyordu. Grup 1979 yılında AC/DC'yi konserde desteklemiş, Hammersmith Odeon'da konser vermiş ve ilk single'ları ‘Wasted' yayınlanmıştır. Hammersmith Odeon'daki konserde baterist Rick Allen'ın 16. yaşına girmesi de kutlanmıştır.
Yavaş yavaş becerilerini geliştiren grup ilk albümlerini 1980 yılında yayınlamıştır: ON THROUGH THE NIGHT... Albümün başarılar kazanmasıyla grup ABD'de AC/DC, Judas Priest ve Ted Nugent gibi isimlerle konserler vermiştir. Amerika'dan yeşil dolarlarla dönen grup, ülkelerinde onları bekleyen kalabalık cenah tarafından bira kutuları ve domates yağmuruyla karşılanmıştır. Bu gerçekten de çok ilginç bir karşılama ve selamlama yöntemiydi.
1981 yılında grubun ikinci albümü HIGH ‘N' DRY piyasaya sürüldü ve albüm büyük bir beğeni kazandı. Hard Rock ve Glam öğelerini barındıran grup ağırlığını iyice oturtuyordu. Bu albümden bir çok klasik parça çıkıyor ve ‘Bringin' On The Heartbreak' parçası büyük sükse yapıyordu. Geçtiğimiz yıllarda Mariah Carey'nin söz konusu parçayı coverladığını da eklemekte fayda var. Albüm sonrası Amerika'da Ozzy Osbourne ve Avrupa turunda da Rainbow ile konserler vermişlerdir. Bu konserler sonrasında yeni albüm çalışmalarına başlayan grup gitaristleri Pete Willis'in sürekli alkol alışından muzdarip oluyor, grup içi dengeler sarsılıyordu ve 1982 yılında Pete Willis şutlanarak yerine hiç değişmeyecek eleman olan Phil Collen geliyordu.
Bu değişiklikler sonrası yeni albüme yoğunlaşan grup 1983 yılında PYROMONIA gibi mükemmel bir Hard Rock albümüne imzayı atmıştır. Bu albüm çok çabuk şekilde 100.000 satış rakamına kavuşmuş, grup dünya çapında üne kavuşmuş ve dünyanın bir çok yerinde konserler vermeye başlamışlardır. Bu tarih aynı zamanda grubun artık Amerika'da bazı turlarda headliner olarak konserlere çıkmasına eşlik ediyordu. Söz konusu albümün çok kısa sürede dünya çapında 7 milyon sattığını söylersek albümün ne kadar büyük bir şaheser ve klasik olduğunu anlayabilirdiniz. Zaten bu albüm bir çok Rock/Heavy dinleyicisi tarafından en çok sevilen albümler listesindedir. Bu albümle dünya turuna çıkmışlar, Tayland'da bile konser vermişlerdir.
1984 yılında grup acı bir olayla sarsılmıştır. Çünkü grubun bateristi Rick Allen Sheffield'da arabasıyla hızlı bir şekilde giderken kaza sonucu camdan fırlıyor ve sol kolu emniyet kemerinde kalıyordu. Ağır bir operasyonla kopan kol yerine dikilmeye çalışılmış ama bunda başarılı olunamamıştır. Grup kaza sonrası bir an boşlukta sallandı ve Rick Allen kenara çekilmektense tek koluyla azim göstererek işine sarılmıştır. Diğer arkadaşları da onun iyileşmesini beklemişlerdir ki aslında yeni bir baterist alıp, hemen yeni çalışmaları sergileyerek paraya para demeyebilirlerdi. Rick Allen kendisine geldikten sonra Simmons tarafından onun için özel donanımlı elektronik bir bateri yapıldı ve bu bateri tek kolla çalmak için uygun olan, ayak kısmında çok fazla pedal bulunan özel ve elektronik bir bateri sistemiydi. Def Leppard müziğinde o kadar ahım şahım bir bateri gerekmediği için Rick Allen biraz şanslı oluyordu bu konuda. Grup 1985 yılındaki büyük konserlerde (Monster of Rock ve Donington) Status Quo'nun bateristi Jeff Rich'in yardımlarını almıştır. Çünkü Rick Allen daha hazır değildi. Aslında Rick'in kendisini hazır hissetmesi bir tesadüf sonucu ortaya çıkmıştır. Grup İrlanda'da kısa bir turne verirken Jeff Rick bir tura yetişememiş ve mecburen Rick Allen tek koluyla çalmak zorunda kalmıştır. Ama grup görmüştü ki Rick Allen hazırdı ve çalabilecek durumdaydı.
1987 yılında grubun en muhteşem albümlerinden biri vitrinlerdeki yerini almıştı: HYSTERIA... Söz konusu 4. albüm devasa single parçalara sahipti ve bu single'lar birbiri ardına patlatılmış ve Def Leppard klasikleri olarak Hard Rock dünyasına kazandırılmıştır. Bu parçalar ‘Women', ‘Rocket', ‘Animal', ‘Love Bites', ‘Pour Some Sugar On Me', ‘Armageddon It' ve ‘Hysteria'ydı. İnanılması çok zordu ama tek bir albümden bu kadar single çıkmış ve hepsi de çok iş yapmıştı. Grup sonraki yıllarda turneden turneye koşturmuş ve uzun süre albüm yapamamıştır bu konserlerden. Çünkü HYSTERIA albümü o kadar etkili olmuştu ki bu albüm dahilindeki turneler bitirilmek zorundaydı.
1991 yılına gelindiğinde grup bu sefer daha acı bir olayla sarsılmıştır. 8 Ocak günü grupla oldukça özdeşleşmiş olan Steve Clark ağrı kesiciyle birlikte alkol aldığı için hayata veda etmiştir. Peki bu nasıl olmuştu? Steve Clark'ın üç tane kaburga kemiği kırılmıştı ve doktor ona ilaçlar vermişti kullanması için. Steve Clark ilaçların ağır olduğunu bilememiş olacak ki (sonuçta ağrı kesiciydi) ilaçları aldıktan sonra alkol takviyesini de yapınca büyük ihmalinin gazabına uğrayacaktı. Grubun kaybı çok büyüktü, çünkü Steve Clark'ın lakabı ‘Riffmaster'dı ve önemli bir riff ustası vefat etmişti. 1992 yılında Clark'ın boşluğunu DIO ve Whitesnake gibi isimlerde çalmış olan Vivian Campbell doldurdu. Hemen ardından 1992 yılında en çok beğendiğim ve şahsımca en güçlü, adrenalin dolu ve tamamıyla modern ve vurucu seslerin monte edildiği, kendi çapında oldukça sert olan bir albüm ortaya çıkmıştı: ADRENALIZE... İşte bu albümü anlatabilmek benim için çok zor, çünkü bu eser hayatımın eserlerinden biriydi ve kalbimde her zaman önemli bir yere sahip olmuştu. Albüm çıkar çıkmaz aldığımı hatırlıyorum. Albümde birbirinden güçlü ve enerjik parçalar harika ve oturaklı bir ritim anlayışıyla yansıtılmıştı ve ‘Let's Get Rocked', ‘Make Love Like A Man', ‘Tonight', ‘Have You Ever Needed Someone So Bad', ‘I Wanna Touch You' gibi bomba parçalar dikkati çekiyordu. ‘Adrenalize' en çok sevdiğim ve en güçlü bulduğum Def Leppard albümüydü ve klasikler listemde çoktan yer etmişti. Albümün Amerika listelerine 1 numaradan girmesi ve 6 milyon satması her şeyi açıklıyordu.
1993 yılında Arnold Schwarzenegger'in başrolünü oynadığı ‘Last Action Hero'filmi için parça yapmaları, yeni albümleri üzerinde çalışırlarken tüm dünyada büyük ilgiyle karşılanan ‘Two Steps Behind You' single'ını yayınlamaları ve kendi evleri Sheffield'da 40.000 kişi önünde konser vermeleri göze takılan diğer noktalardı. 1993 yaz mevsiminde ‘Two Steps Behind You' parçasının yayınlanmasından sonra RETRO ACTIVE albümü yayınlanmış ve bu albüm hemen 2 milyonun üzerinde satmıştır. Söz konusu albümün en önemli özelliklerinden biri de albüm kapağının harika bir halüsinasyon olayını yansıtmasıydı. Albüm kapağında büyük bir kurukafa dikkati çekiyordu ama daha dikkatli bakınca aynı zamanda bir kadının aynaya baktığını görüyorduk ve kuru kafa aynı zamanda bir aynayı yansıtıyordu. Albümde yine bir çok başarılı parça yer almış ve ‘Action' parçası grubun tarihinde en enerjik ve hareketli parçalarından biri olmuştur.
1995 yılına geldiğimizde grup artık milyonlar satan eserleri sonrasında bir durgunluk dönemine girmiş ve ilk toplama albümünü yayınlamıştır: VAULT... Toplama albüme özel olarak muhteşem bir ballad olan ve vokal yönüyle bizi derin duygulara gömen ‘When Love And Hate Collide' parçası yeni üretim olarak sunulmuş, buna ek olarak High'n Dry albümünden bir, Pyromania albümünden iki, Hysteria albümü single'lar bazında en popüler albüm olduğu için bu albümden altı, Adrenalize albümünden dört ve Retro Active albümünden de iki parça yer almıştır. Söz konusu toplama albüm o kadar büyük iş yapmıştır ki 3,5 milyon satışına ulaşmış ve grubun tüm tarihi kısa pasajlarla tek bir eserde toplanmıştı. 3,5 milyon sayısına albüm çıkar çıkmaz benim de bir hit eklediğimi söyleyebilirim ve bu toplama albüm üniversite dönemimde benim için çok anlamlı pasajları sunmuştur.
1996 yılında SLANG albümü yayınlandı ama Def Leppard artık eskisi gibi piyasalarda popüler bir şekilde yer almıyordu. Her ne kadar çok önemli turneler düzenlense bile grup eski fanlarına sesleniyordu ve yeni fanları yakalamak çok güçtü. 1998'de BEHIND THE MUSIC adı altında bir videoları yayınlandı ve burada da bir nevi tarihleri yer almış ve görüntüler sergilenmiştir.
1999 yılında grup ABD'de Diamond Awards ödülünü almıştı. Neden mi? Çünkü 1987 yılında çıkarmış oldukları Hysteria albümü aradan 12 yıl geçtiğinde sadece Amerika'da 12 milyon satmıştı ve tüm dünya üzerinde 16 milyon satış rakamına ulaşmıştı. Bu yönüyle Def Leppard dünyanın en çok satan gruplarından biriydi ve fazlasıyla bir dünya markası, efsaneydi. Yine aynı yıl EUPHORIA albümü yayınlanmış, İngiltere, Amerika ve Japonya'da konserler verilmiştir.
2001 yılına geldiğimiz zaman vokalist Joe Eliot ile Phil Collen Cybernauts adı altında yan grup kurdular ve bunun üzerinde de çalışmaya başladılar. Tabi diğer elemanlar da değişik bir şey yapmak istemiş olacaklar ki Vivian Campbell Clock, Rick Savage da Raven Drum Foundation yan grubuyla meşgul oluyordu. Grup elemanları arasında bu asla sorun yaratmıyordu ve Def Leppard ismi de asla bozulmamıştı. Sonuçta Def Leppard kökleşmiş bir grup olmuş ve hala yaşatılıyordu. Bu esnalarda bir çok DVD'yi de piyasaya sunmuşlardı: ‘Historia', ‘In The Round In Your Face', ‘Visualize', ‘Video Archive'
2002 yılına geldiğimizde grubun şu an için sonuncu ve aslında onuncu eserleri piyasada Roma Rakamıyla yayınlanacaktı: X...
Grubun onuncu eseri olduğu için Roma Rakamıyla 10 ibaresi tercih edilmişti.
Aradan 27 yıl geçmiş ve Def Leppard hala ayakta. Belki ilk zamanların büyük etkileri yok ortada, belki eskisi gibi görünürde değiller ama onlar yapacaklarını yapmışlar ve daha ne yapsınlar ki. Albümlerinin satışları çift rakamlı milyonlara ulaştı ve onlar Rock/Heavy dünyasının duayenlerinden. Grup elemanları da oldukça mütevazı insanlar. Kimisi evli, kimisinin çocukları var, kimisi evli olmayıp sevgilisinden iki çocuk sahibi (Rick Savage) ve tek kollu azim örneği Rick Allen da evlenmiş biri. Günlük yaşamlarını ailesel sorumluluklarını bilerek yaşıyorlar, hem Def Leppard grubunu ihmal etmiyorlar, hem de kendi yan projelerinde çalışıyorlar. Ama bunları yaparken birbirlerinden asla kopmayıp insanca yaşıyorlar. Bizden biri gibi, bir aile babası gibi sade bir şekilde yaşıyorlar. Grubun en önemli yönlerinden biri de budur.
Grup gitaristini kaybetti, davulcusu bir kolunu kaybetti ama Def Leppard asla yolundan şaşmadı. Daima sıcak ilişkiler içinde bulundular, yan yana oldular, birbirlerini desteklediler ve harika bir dostluğun esintilerini gösterdiler. Zaten çok önemli bir şey olmadıkça ‘ölüm bizi ayırır' sözünü desteklercesine ortada ölüm ve çok absürd şeyler olmadığı sürece grup elemanları hiç değişmedi. Ve müzikleriyle de milyonların kalbinde taht kurdular. Birbirinden duygusal ve öldürücü muhteşem balladlar, adrenalin dolu parçalar ve hareketli pasajlarla her tattan demler sundular. Kim ne derse desin onlar da bir nevi Beatles, Ozzy Osbourne etkisini yapmışlardır Rock/Heavy dünyasında.
Benim nezdimde sadece tek bir parçaları bile her şeye kafidir:
‘Have You Ever Needed Someone So Bad'
Bu mükemmellikte ve vuruculukta kaç parça vardır ki!
Atilla ÇELİK
|