Ölüm-yaşam ikilemi, melekler ve benzeri ruhani varlıklar, fantastik oluşumlar, bazen karanlık, umutsuz, bazen de çok masum ve içten bir sevgi,hayata dair erdemler, kötü faziletler, din olgusu, ölüm ve yaşam sonrası ve de daha açıklayamadığımız bir çok karamsar, karanlık, ruhani, manevi ve fantastik öğeler. Daha çok eski eserlerini dinlediğim zaman aklıma sürekli karanlık bir ortamın geldiği, cennet-cehennemin şekillendiği ve karanlık-kırmızı bir gökyüzünde uçan melekleri tasavvur ettiğim bir karmaşalar silsilesi.
1996 yılıydı ve arkadaşım elime bir albüm tutuşturuyordu. Crematory yazıyordu üzerinde ve duyduğum ama daha önce hiç dinlemediğim bir gruptu. Albümün ismi de “Just Dreaming” idi. O esnalarda karamsar, kızgınlıkla dolu, her an patlamaya hazır ve bu ruh durumumu brutal çığlıklarla kusup zevkin, karmaşanın, karamsarlığın ve karanlık yoğun duyguların mutluluğuyla uçmak niyetindeydim. Albümü walkmanime koydum, kulağıma bir intro geldi ve sonraki parça başlayıp da vokal de araya girince “işte bu” demiştim. Bu albümü elime aldığım sıralarda yoğunluklu olarak death ve grind albümlerini dinliyordum, bunun haricinde karanlık ve karamsar duygularımdan mutluluk duyacak ruh hallerimde ise My Dying Bride, Funeral ve Believer'ın albümlerinin yanı sıra böyle bir albüme ihtiyacım vardı.Bana çok iyi gelmişti ve aylarca dinlemiştim.
Gerçekten de destansı bir hava,gökyüzünde kızıl bulutlar, gün batımı, gecenin sessizliği, iç dünya serzenişleri ve kendi kendimize oluş olgumuzun manidar anlarında bize çok şey verecek bir grup Crematory. Türündeki bir çok grup gibi bazı değişimleri ortaya koymuş, ilk zamanlarının karamsarlığından, karanlığından, karanlık vuruculuğundan biraz daha çıkıp daha açık, aydınlık ve sentezli bir yapı ortaya koymuş. İlk albümlerinde daha sert, vurucu öğelerle müzikal sound yansıtılırken sonraki albümlerde bu biraz yumuşak bir hal almış,brutal vokale ek olarak clean vokal de yer yer monte edilmiş, klavye daha çok hakim olmuş ve gothic öğeler daha derin yansıtılmaya başlamış. Her ne kadar klavye olgusunun heavy metaldeki yeri bazen tartışıladursun,Crematory bu olguyu müziğine çok başarılı bir biçimde monte etmiş, hiç yolundan sapmayan ve taviz vermeyen Felix'in brutal vokaliyle de tek gitara rağmen belli bir güç ortaya koymuşlardır.Ne de olsa Alman ekolünde her zaman güçlü gruplara şahit olmaktayız.Her ne kadar tek gitar olunmasına rağmen,distortion'a feci şekilde yüklenip tek gitarın dezavantajlarını ortadan kaldırsalar da parçalarında heavy metal için çok önemli bir unsur olan “kaliteli solo gitar partisyonlarının” olmaması,bir o kadar da iç kırıcı.Çünkü her kaliteli grubun muhakkak virtüözvari sololar ve gitarlar bütününe ihtiyacı vardır ama önemli olan ortaya koyulan güç ve duygularsa,bunun için diyecek bir şeyim yok.Çünkü karanlık öğelerle ve farklı müziksel temalarla bu açıklarını kapatıyorlar.Gothic öğesinde belki solo gitar partisyonlarına ehemmiyet verilmediği söylenebilir ama gothic unsurlardaki güzel havayı, solo gitar partisyonları ve virtüözlüğü doruğa çıkarır. Örnek vermek istersek Paradise Lost'un “Icon” albümü diyebiliriz. Her neyse konumuz bu değil ama gothic öğeleri barındıran bir gruptan bahsederken,icra ettiği ve yansıttığı türün bağlamında bazı açıklamaları ortaya koymak, göz çıkarmaz ve müzikal kültürümüze bir katkı yapar.
Şimdi gelelim Crematory grubunun günümüze kadar gelen asıl hikayesine.
Avrupa'nın gothic öğeli metal arenasında liderler konumunda bulunan Crematory,1991 yılında vokalist Felix (Gerhard Stass),gitarist Lotte (Lothar Först),bassta Harald ve bateride Markus Jüllich tarafından kuruldu.1992 yılında ilk demoları “Denial” ı yayınladılar ve 1500 satış rakamına ulaştılar.Bir demonun böyle bir satış grafiği yakalaması doğal olarak grubun önünü açmıştı.Almanya'da verilen konserlerde yardımcı olması için klavyede Katrin Goger'e yer verildi.Katrin konserlerde grupla harika bir entegrasyon sağlayınca misafir sanatçılıktan,tam bir Crematory üyeliğine sıçradı.Nihayetinde tüm bu güzel olaylardan sonra grup 1992 Kasım'ında Massacre Records ile sözleşme imzaladı.Böylelikle her grubun rüyasını kurduğu bir amaca ulaşıyorlardı ve bunun da verdiği moral motivasyonuyla,dinç bir ruh haliyle ilk albümlerinin çalışmalarına başlıyorlardı.Yeni basist Heinz ile 1993 yılında ilk albümleri “Transmigration” yayınlandı.Ürün gerçekten de çok başarılıydı ve bir çok magazinde adından söz ettirmişti.İşin ilginç kısmı,grubun ilk albümü olmasına rağmen albüm gerçekten de çok çömez bir görüntüye sahip değildi.Özellikle yakalanan sound günümüz Crematory'sine göre sertti. “Eyes Of Suffering” parçası çok başarılı bir parça olarak gözükmekteydi.Albüm başarılı bir satış grafiği yakalamış,pozitif eleştiriler almış ve Kasım 1993'de grubu My Dying Bride ile turda görmüştük.
1994 yılında grup ikinci albümü “…Just Dreaming” i yayınladı.Bu albümle beraber grup müzikal gücünün doruğuna çıkmış ve görüntülerini iyice ileriye çıkarmışlardı.Parçaların hepsi çok güçlü,vurucu,başarılı ve ruh doluydu.Özellikle Felix'in vokal gücü albüme çok şey katıyordu.Söz konusu albüm,benim en çok beğendiğim ve kendimi bulduğum Crematory albümüdür.Belki bazıları ilk dinlediğin albüm o olduğu için öyle düşünüyorsun diyebilirler ama albüm gerçekten de mükemmel formatları ortaya koymuştu.Belki de Crematory tarihinin en etkin,vurucu,karamsar,karanlık ve doğaçlama duyguları bu albümde açığa çıkmıştı.Albümde gerçekten de insanı içine çeken bir özellik vardı.Bateri ve gitar uyumu harikaydı ve bunun Felix'in vokaliyle birleşmesi ortaya harika bir eser çıkarmıştı.Albümdeki tüm parçalar çok başarılıydı. “Shadows Of Mine” parçası Almanya'da büyük takdir kazandı ve “Shadows Of Mine” ile “In My Hands” parçalarının videoları MTV'de yayınlanmıştır.Bunun üzerine grup Avrupa'da bir çok fan kazanmaya başladı.Crematory'nin ülkemizde takdir kazanması ve ünlenmesi biraz daha zaman almıştır.1994 yılının Nisan ve Eylül aylarında grup Tiamat ve Atrocity ile birlikte konserler vermiştir.
1995 yılında üçüncü albüm “Illusions” yayınlandı.Beklentiler ilk iki albüme göre daha yüksekti ve bu bekleyiş uzun bir çalışmayla aşıldı.Crematory,yeni albümündeki hit parçalarla bunu başarmıştı.Özellikle “Tears Of Time” parçası adından çok söz ettirmiştir.Parçaya video çekilerek TV'lerde yayınlanmaya başlamıştır.Bunun haricinde “The Beginning of The End” , “Lost In Myself” ve “The Atmosphere” dikkati çeken diğer parçalardı.Bir çok magazinde albümün çok başarılı olduğu betimlenmiş ve büyük övgüler almıştır.Albüm,bir önceki albüme göre belki derli toplu sayılabilirdi,ama dikkati çeken bir nokta vardı ki “Just Dreaming” albümündeki Crematory değişim göstermişti.Parçalar hız kesmiş ve daha farklı soundsal yollara başvurulmuştu.Buna,daha melodik oldu dersek yanılmayız.
1995 Aralık ayında grup tekrar stüdyoya girmişti. Ama bu sefer farklı bir işaret vardı.1996 yılında yayınlanan “Crematory” albümü grubun gelişimini ortaya koymuyordu.Her albümde daha da ileriye gitmesi gereken grup,bu albümde bunu tam anlamıyla yansıtamadı.Bu albüm ilk önce sadece Almanya'da yayınlanmıştı.Çünkü albümdeki parçalar Almancaydı.Ama yine de her şeye rağmen ortada Crematory grubunun özgünlüğü vardı.En sonunda grup 1996 Mart'ında “Out Of The Dark Festival”ine headliner olarak çıktı ve belki de tarihinin en iyi konserini verdi.Konserin çok başarılı olması üzerine 1997'de Live albüm piyasaya sürüldü: “Live At' The Out Of The Dark Festivals” Bu live albümle beraber grubun Massacre ile olan sözleşmesi dolmuştur ve grup sözleşme yenilememiştir.Aslında bu olayın altında Massacre Records'un söz konusu live albümünü çok kötü basması,konserlerdeki ses kalitesinin düşük olması ve söz konusu şirket ile çıkarılan albümlerin çok iyi bir kayıt sistemine sahip olmaması da yer almaktadır.
Sonrasında grup Almanya,Hollanda ve Belçika'da bir çok festivalde konser vermiştir.Festivallerin sonunda Moonspell ve The Gathering'in desteğiyle,Crematory konserlerde harika ses kalitesine sahip olmuştur.Daha sonrasında stüdyoya giren grup ilk live albümlerinin düzenlemelerini yapmışlardır.Yeni bir sözleşme imzalamadan önce,kendi şirketlerini (CRC - Crematory´ s Record Company ) kurmuşlar ve canlı video CD'sini yayınlamışlardır.Massacre Records ile yapılan sözleşme dolup,kendi şirketlerini kurduktan sonra Crematory partnerini Nuclear Blast adı altında bulmuştur.Nuclear Blast ile sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkan ilk eser ile Crematory ulaşabileceği en büyük noktaya ulaşıyordu.Çünkü 1997 tarihli “Awake” albümü Nuclear Blast etiketiyle yayınlanmış oluyordu.
Grup söz konusu albümle bir anda daha farklı bir tür ortaya koyuyordu.Artık eski Crematory'nin yerinde yeller esiyor ve yepyeni bir Crematory ortaya çıkıyordu.Grubun ülkemizde de tanınması “Awake” albümüyle olmuştur. Eski Crematory fanları bu albümü ellerine aldıkları zaman eminim ki hayal kırıklığına uğramışlardır.Çünkü önceki albümlerin sertliği,vuruculuğu ve brutallığı daha farklı bir boyut kazanıyordu ve bir çok yeni ses ortaya çıkıyordu.Ayrıca dikkati çeken bir şey daha vardı ve o da kayıt sisteminin tamamen değişmesiydi.Son derece mükemmel bir netlikte kayıt edilmişti albüm ve bu da Nuclear Blast'ın önemini ortaya koymaktadır.Crematory her ne kadar bu albümde eski soundunu, vuruculuğunu,sertliğini kaybetmişse de,albüm gerçekten de Gothic Metalin çok parlak bir yönünü sergiliyordu. Sadece eski fanlar değişime alışamamışlardı ve kolay kolay benimsenecek bir değişiklik değildi bu.Ama sonuçta grup söz konusu albüm ile tavan yapmış,bir çok yeni fanla tanışmıştır. Yeni fanlar da bu albümle beraber grubu severek, eski albümlerini dinlemişler, “Awake” deki havayı alamayıp yabancı kalmış olabilirler ve ilk dinleyip sevdikleri albüm “Awake” olduğu için de onlar için en iyi albüm bu olabilir.Bunun getirdiği zevk olgusuyla eski albümlerle kıyaslamayabilirler de. Grup bu albümle beraber tarihinde ilk kez bir cover parçası yapmıştır. Sister Of Mercy'nin parçası “Temple Of Love” ı çok başarılı bir şekilde derlemişlerdir.Parçada Crematory kendi özgün türünü ortaya koymuştu.Bu albümle beraber Crematory fanların kalbinde taht kurmuş ve Gothic Metal arenasında liderler konumuna yükselmiştir. Albümde “Lord Of Lies” parçası eski Crematory tarzını yansıtırken diğer parçalar da günümüzün Crematory'sini gözler önüne sermiştir.Yeni sound değişikliğiyle beraber müzikte biraz hız kesilmiş,sert öğelerdense etkileyici yumuşak betimlemelere yer verilmiş,brutal vokal yer yer clean vokallerle desteklenmiş ve yeni seslerle, klavye desteğiyle tam gothic öğeler yansıtılmıştır. Albümde dikkati çeken en hoş parçalardan biri “Mirror” . Müzik ve vokal yönüyle insanı tamamen içine çeken bir yapısı var. Bu parçada vokal, gerçekten de çok etkileyici ve derinden kullanılmıştır.
Albüm sonrasında grup Avrupa'nın çeşitli yerlerinde headliner olarak festivaller ve açık hava konserlerinde yer almıştır.Sonrasında grubun kurucu ve çok önemli üyesi olan Lotte gruptan ayrılmıştır.Tabi bu ayrılma hikayesinin ayrıntısını bilmiyoruz ama belki de farklı bir sound ortaya koyulması etken olabilir.Lotte'nin yerine Matthias Hechler gelmiştir.
Şubat 1999 yılında Crematory'nin şöhretine şöhret katan ve fanları tam 12'den vuran “Fly” single'ı çıktı.Single gerçekten de çok başarılıydı ve dinleyicileri tam anlamıyla gaza getiriyordu.Bir çok yönüyle Crematory'nin bir çok parçasından ayrılmakta ve belki de en başlarda yer almaktadır.Parçanın en önemli özelliği son derece akıcı bir sounda sahip olması ve akıllarda kolay yer edinmesidir.Parça,insana adrenalin kazandıran ve gaza getiren bir formattaydı.
1999 yılında Crematory'nin bir çok değişikliğe gittiği,farklı icraatlar ortaya koyduğu ve bir birliktelik oluşturduğu albümü “Act Seven” piyasaya çıktı.Yeni gitaristin gruba girmesiyle,yeni ilham ve gelişmeler Matthias Hechler ile harekete geçmiş,yeni albüm üzerinde büyük etkisi olmuştur.Diğer büyük adım da konuk elemanlarla yapılan işbirliğiydi.Albümde bir çok misafir vokalist yer almıştır: Century grubundan Michael Rohr,Dark grubundan Lisa Mosinski ve Giants Causeway grubundan Kalle Friedrich popüler bir olaya girmeden müstesna bir durum ortaya koymuşlardır.Bu yeni etkenlerle beraber sert gitar soundu,ilahivari nakaratlar,vurgulayıcı klavye öğeleri ile tipik Crematory özelliğini içeriyordu. Söz konusu albüm uzun bir süre etkisini sürdürecek dümdüz,pürüzsüz ve melodilerle dolu bir muhteviyata sahipti.Albüm sonrasında yine konserlere çıkan grup artık magazinlerde adından daha fazla söz ettiriyordu. Metal, Gothic, Wave ve Alternatif magazinlerde Crematory hakkında çok iyi övgüler çıkıyordu ve artık öyle bir konuma gelinmişti ki bir anda sayısız fanlar kazanmışlardı.
2000 yılının Eylül ayına geldiğimizde “Act Seven” albümünü takip eden bir anıtı inşa ettiler : “Believe”
“Act Seven” albümünde belli bir müzikal ilerleyiş dikkati çekiyordu,sertlik,melodiklik ve müziğe ulaşılabilirlik şimdiye kadar en iyi kullandıkları öğelerdi. “Believe” albümüyle beraber grup iyice farklı yönlere kayıyordu. Özellikle dans pistlerinde vuracak öğeleri andıran müzikal tarzıyla “Fallen” parçası çok dikkat çekmiştir.Şu ana kadar yapılmış en farklı formattaki Crematory parçalarından biridir.Hoş ve popüler bir havasının yanında,insanı kendisine çeken yönleri de haliyle mevcuttu.Söz konusu albümde gitarist Matthias clean vokalleri yapmıştır ve Crematory müzikal değişiminde farklı noktaları beraberinde getirmiştir. Albüm prefesyonel anlamda son derece çalışılmış bir albümdür ve “Fallen” parçası da son derece kaliteli bir alt yapı ile video olarak kaydedilmiş ve TV'lerde yayınlanmıştır.
Her şeye rağmen Crematory'nin sadık ve onlara inanan fanları söz konusu albümü Almanya'nın normal müzik listesinde 34 numaraya kadar çıkarttı.Pop ve benzeri müzik listesinin içinde yer almak belki popüler olunduğunu gösterebilir ama grubu o konuma çıkartan da grubun Almanya'daki fanatik fanlarıydı.Bu fan düzeyinin Almanya'da çok yüksek olduğunu gösteriyordu.
Şubat 2001'de grup kuruluşunun 10. yıldönümünü “Believe” albümü ile Anniversary Tour adı altında konserlerde hayranlarıyla kutladı.Sonrasında da sağlık,finansal ve şahsi sebeplerden ötürü grup turlara güle güle dedi.Sonra yaz mevsiminde dikkatli seçilmiş 10 konsere çıktılar.Wacken Open Aır festivalinde yüksek bir performans gösterdiler.Sonra Crematory bizi gözyaşlarına boğmak istemiş ki “Time For Tears” parçasını yayınlandı.
Temmuz sonuna geldiğimizde de grubun son albümü “Remind” yayınlandı.Albümde grubun son 10 yılda yaptığı çalışmaların bütünü vardı.Grup canlı CD örneği ile bir çok eseri ortaya koydu.VHS ve DVD formatlarının da olduğu eserde çalışmalar,konserlerdeki ve albüm kayıtları sırasındaki video görüntüleri ve seslerden oluşturuldu.
Şu bir gerçek ki Crematory için müzik bir hobi gibi.Her albümde farklı eserlere imzayı atıyorlar ve değişik çalışmaları su yüzüne çıkarıyorlar. Aslında Crematory grubu karmaşık ve kompleks bir müzik yapmıyor,ortaya enstrüman olarak haddini aşan bir virtüözlük ve ustalık koymuyor,kompleks müzik yapan gruplara göre biraz daha basit kaçıyor ama müziğin içeriğini o kadar iyi yansıtıyorlar ki bundan büyük bir zevk alıyoruz.Bateri ve gitarın birbirine mükemmel uyum gösterip,bu uyumu harika ve diyaframdan gelen bir brutal vokalle tamamlamak ve yer yer de clean vokalleri monte etmek,ortaya içimizi okşayıcı bir sound çıkarıyor.Zaman zaman arka ve ön planlardaki sihirli,karanlık klavye dokunuşlarıyla da tek başımıza gecenin tadını çıkardığımız karanlık odamızda kan kusuşlarını hissediyoruz.Bana göre grubun en etkileyici çalışması “Just Dreaming” albümüdür.Çünkü o albümlerinde aldığım tadı diğer albümlerinden alamadım ve bu albümün gerçekten de çok farklı bir havası,kaos ortamı,vuruculuğu ve muhteşem betimlemeleri var.Sonuç itibariyle son derece beğenilen bir grup,layıkıyla müzik olgusunu yerine getiriyor ve hala da yaşıyorlar. 2005 Rock Station Festivali'nde grubu izleyebileceksiniz.
Atilla Çelik
|