Sözlük anlamı vasiyetname,ant,antlaşma…Diğer yandan 80'li yılların başlarında San Francisco Bay Area çıkışlı bir topluluk…Sözlük anlamındansa ikinci kısımda bahsedilen anlamın egemen olduğu bir kavram.80'li yılların efsane olmuş grupları bir bir tarih olmuşken, mezara gömülmüşken, çıtasını her geçen gün yukarılara çıkarmış, hiç hız kesmemiş, her dönemde farklılıklara imza atmış ve şimdiden efsane olup,çok sağlam bir fan kitlesine sahip olan emektar grup… Kimdi bunlar? Tabii ki Testament'ten söz ediyoruz.Piyasalarca,müzik şirketlerince,kapitalizm iştahlı birimlerce şişirilen,pompalanan onca müzik türü ve grubunun arasında hiç bozulmadan kalabilmiş yegane gruplardan.Paradan çok yaptığı müzikle anılmak isteyen ve piyasa kaygısı olmayan,her geçen gün gümbür gümbür gelen ekol bir topluluk…
Testament,1983 yılında gitarlarda Eric Peterson ve kuzeni Derrick Ramirez,davulda Louie Clemente,vokalde Steve “Zetro” Souza tarafından San Francisco'da kuruldu.Thrash metalin merkezi sayılan Bay Area gruplarından biridir.İlk kurulduğunda grubun ismi “Legacy” idi.Daha sonra bassda Greg Christian gruba dahil olmuştur.1984 yılında Derrick gruptan ayrılmış ve yerine virtüöz gitarist Alex Skolnick dahil olmuştur.1985 yılında “First Strike Is Deadly” demosunu çıkarmışlardır.1986 yılında grup “Legacy” olan ismini “Testament” olarak değiştirmiştir.Daha sonrasında vokalist “Zetro” Souza gruptan ayrılıp Exodus'a geçmiş ve yerine o zamanın adı sanı bilinmeyen bir glam grubunda vokal yapan Chuck Billy kadroya dahil olmuştur.
Daha sonra başarılı çalışmaları ile dikkatleri üzerine çeken grup MegaForce şirketi ile anlaşma imzalamış ve ilk albümleri için stüdyoya girmiştir.1987 yılında ilk albüm “The Legacy” piyasaya sürülmüştür.'Over The Wall' isimli klasik olmuş thrash parçasını da içinde bulunduran albüm,thrash metal klasikleri arasında yer bulmuştur.Aynı yıl Dynamo Air Open Festivali'nde Hollanda'da çalmışlar ve bu canlı performanslarını “Live At The Eindhoven” konser albümüyle ölümsüzleştirmişlerdir.
Grup sonrasında 2. albüm için kollarını sıvamış ve thrash metal tarihine yeni bir ses ve soluk getiren “The New Order” ve 3 parçalık “Trial By Fire” albümlerini 1988 yılında piyasaya sürmüştür.Özellikle “The New Order” albümü müzikalitesi ile büyük bir dikkat çekmiştir.Zamanın thrash metal sounduna göre çok melodik bir yapı ortaya koymuşlardır.Gitarda Alex Skolnick önemli bir performans ortaya koymuştur.'Musical Death' isimli enstrümantal parça dinleyenleri bilinmeyen boyutlara doğru uçuruyordu.İsmi üstünde ölümcül bir hastalık gibiydi.Diğer parçaları da ayrı ayrı yorumlamaya gerek yok.Çünkü bütün parçalar,thrash piyasasında çok önemli yere gelmiş klasik Testament parçalarıdır.Grup sözkonusu albümdeki başarısıyla en büyük thrash metal gruplarından biri olduğunu tescillemiştir.”The New Order” turu ile Judas Priest,Megadeth,Anthrax ve Voivod gibi gruplarla birlikte çalmıştır.Aynı yıl “The Monster Of Rock” festivalinde de yer almışlardır.
1989 yılında speed ve melodic thrash metal örneğini sergiledikleri mükemmel “Practice What You Preach” albümü çıkmıştır.Birbirinden gaz parçalarla thrasherlar bu albümde thrash metali tam anlamıyla algılamışlardır.Bu albüm dinlendikten sonra günümüzün müziğine ve albümlerine baktığımız zaman mükemmel solo gitar partisyonlarının artık ne kadar da kısaldığına tanık olmaktayız.Alex Skolnick albümde virtüözlüğünü konuşturmuştur.Uzun süreli solo gitar partisyonları ruhumuzun derinliklerine kadar iniyordu.Albümdeki parçarın sololarının süresi 1 dakikayı aşmıştır.Özellikle ‘Practice What You Preach' parçasındaki soloya dikkatinizi çekerim.Albümün sadece bu yönü dahi aşılan müzikal noktayı gösteriyordu.Testament klasiklerinden olmuş ‘The Ballad' parçası heavy tarihinin en önemli balladlarından olmuştur.Albüm o kadar büyük bir başarı yakalamıştı ki 400.000'den fazla satmıştı.
Yeni albüm için kolları hemen sıvayan grup 1990 yılında “Souls Of Black” albümünü çıkarmıştır.Büyük promosyonun yapıldığı albümde özellikle ‘The Legacy' parçası büyük beğeni toplamıştır.Albüm genelde çok olumlu tepkiler almıştır fakat sonrasında grup elemanları arasında bir takım problemler çıkmaya başlamıştır.Alex Skolnick ve Louie Clemente farklı bir yol takip etmek istiyorlardı.Daha fazla popülarite kazanılması için radyolara ve MTV'ye çıkma teklifinde bulunmuşlar ve müzikal çizginin biraz daha yumuşaması yönünde telkinlerde bulunmuşlardır.Ama onlara karşılık Chuck Billy ve Eric Peterson sert çizginin devam ettirilmesinden yanaydılar.Alex Skolnick sonrasında farklı çalışmalar içine girmiştir.1991 yılında jazz basisti Stuart Hamm ile turlara çıkmıştır ve grubun çalışmasında biraz aksamaya neden olmuştur.Aradaki bağ,kopma noktasına kadar gelmişti.Sonrasında Alex geri dönmüş ve yeni albüm çalışmalarına başlamışlardır.
1992 yılında grubun eski albümlerine nazaran son derece farklı formatta olup en olgun sayılabilecek albümleri olan “The Ritual” piyasaya sürülmüştür.Bu albüme kadar sadık kalınan Thrash Metal tarzından kopup ticari amaçlı gibi gözüken bir heavy tarzını seçmişlerdir.Fakat albüm gerçekten de çok başarılıydı.Çok güçlü bir soundla beraber virtüözce melodilerle bezenmişti.Testament o yıllardaki Thrash gruplarının çizdiği yeni akıma katılmış bir görüntüdeydi.Bilindiği gibi sözkonusu yıllarda Metallica,Megadeth,Anthrax gibi thrash metalin kuvvetli grupları yumuşama yoluna gitmişlerdi.Burada bir noktaya da parmak basmak gerekiyor.1992 yılına kadar Testament eski çalışmaları ile her zaman Metallica'yı taklit etmekle suçlanmıştır bazı kesimlerce.Zamanın magazinlerinde bu konu hakkında bir çok yazı yazılmış ve röportajlar yapılmıştır.Halbuki dikkatli bakıldığı zaman Testament'in yaptığı müziğin Metallica ile bir ilgisi bulunmamaktadır.İki grup da çok farklı bir tarz ortaya koyuyorlardı.Albüme geri dönersek,albümde iki adet ballad boy göstermiştir:'The Ritual' ve ‘Return To Serenity'…Özellikle ‘The Ritual' parçası Metallica'nın ‘One' parçasına benzetilmiştir.Ne alakaysa artık! 'Return To Serenity' parçasını bilmeyen yoktur zannedersem.Özellikle eski dinleyiciler bu klasik olmuş balladı çok iyi bilirler.
Albümde Alex Skolnick'in etkisi yoğun bir biçimde görülmüştür.Sanki bu albüm Alex Skolnick'in susması için ağzına sokulan bir emzik gibiydi.Fakat sonrasında grup elemanları arasındaki müzikal anlaşmazlık artmıştır.”The Ritual” albümüne kadar hiç bozulmayan kadro,Mexico'da yapılan şovdan sonra bozulmuştur.Alex Skolnick ve Louie Clemente müzikal farklılıklardan dolayı gruptan ayrılmış,Alex Skolnick kendi grubu Exhibit-A'yi kurup müzik olarak jazz türünü tercih etmiş ve sonrasında Savatage'e katılmıştır.Louie Clemente de eşinin New Jersey'deki antika eşyaları satan mağazasında müzik yapmaya başlamıştır.
Testament'te yaşanan bu ilginç gelişmelerden sonra gruba eski Forbidden'dan gitarist Glen Alvelais ve davula Paul Bostaph gelmiştir.1993 yılında çok ilginç bir mini albüm piyasaya sürülmüştür: ”Return To The Apocalyptic City”… 6 parçayı içeren albümün 4 parçası konser performansından kaydedilmiş,diğer iki parça da o albüm için yeni olarak stüdyoda kaydedilmiştir.Bu parçalardan ‘Reign Of Terror' Eindhoven konserine ait albümden,diğer parça ‘Return To Serenity' orjinaline nazaran biraz daha farklı bir formatta kaydedilmişti.Albümün kapağına gelince;çengellerle tutturulup,bu çengeller çekilerek patlayan bir surat silüeti dikkati çekmektedir.Sözkonusu kapak,dünyanın en korkunç filmlerinden biri olan ‘Hell Reiser' filminden esinlenerek hazırlanmıştır.
Bu konser albümünden sonra Paul Bostaph gruptan ayrılmış ve Slayer'a geçmiştir.Yerine eski Exodus bateristi John Tempesta gelmiş ve bu yeni kadro ile ‘The Ritual' konser turu gerçekleştirilmiştir.Turdan sonra gitarist Glen Alvelais gruptan ayrılmış ve yerine virtüöz death metal gitaristi;Death,Cancer,Disincarnate,Konkhra,Obituary gibi büyük gruplarda çalmış James Murphy gruba dahil olmuştur.
Bu yeni kadro şekillendikten sonra grup stüdyoya girmiş ve bomba gibi bir albüm ile 1994 yılında piyasaya geri dönmüştür: ”Low”… Bu albümle Testament'te büyük bir müzikal değişim görülmüştür.Önceki albümlerine nazaran son derece sert,karamsar,sıkı ve ağırdı.Özellikle ‘Dog Faced Gods' parçası ile Death Metal örneklemesini sunmuşladır.Grup bu albümle beraber müzikal olarak tamamen farklı bir yol izlemeye başlamıştır.Skolnick ve Clemente'in olmaması,James Murphy'nin gelmesi grubun asıl istediği sert tarzı gerçekleştirebilmesinde ön ayak oldu.Albümdeki ‘Trail Of Tears' parçası ise lirikleri ile dikkat çekmektedir.Bu parçada,beyaz adamlarca ortadan kaldırılmak istenen kızılderililerin özgürlük isteğinden ve bir özgürlük savaşının ruhundan bahsedilmektedir.Vokalist Chuck Billy'nin soyunun kızılderili olması bunu açıklar zannedersem.'Pc' isimli parçalarıyla ise gelişen teknolojinin günümüz dünyasına yansıttığı zararlı yönlerine parmak basmışlardır.Piyasalarca pek beğenilir gibi görülmese de,”The Ritual” albümü nasıl en olgun albüm olarak kabul edilmişse,”Low” albümü de en iyi albüm olarak kabul edilmiştir Testament fanlarınca.Grubun fan kitlesinin bir özelliği var.Testament fazla fana sahip olmamakla beraber,bu grubun fanları da gruba olan bağlılıkları ile bilinmektedirler.Sağlam fan kitlesine sahip nadir gruplardan biridir Testament.
Bu albüm sonrasında davulcu John Tempesta gruptan ayrılıp White Zombie'ye geçmiştir.Ve yerine Evil Dead grubundan Jon Dette gelmiştir.Tempesta'nın ayrılık gerekçesi liriklerde ona yazma hakkının verilmemesiydi.
1995 yılında grup bağlı olduğu Atlantic Records'dan ayrılmış ve kendi şirketleri Burnt Offerings'i kurmuştur.Çünkü Atlantic Records şirketi grubun daha yumuşak müzik yapmasını istiyordu.Bunu kabul etmeyen grup,nihayetinde kendi çözümünü bulmuştu.Sonrasında da aynı yılda kendilerinin finanse ettikleri live albüm “Live At The Fillmore” piyasaya sürülmüştür.Albümde 3'ü akustik olmak üzere 17 tane parça bulunmaktaydı.1996 yılında eski albümlerin toplaması olan “The Best Of…” piyasaya sunuldu.
Bu albümler sonrasında grubun üzerinde yine kara bulutlar dönmeye başlamıştı.Testament dağılma belirtileri gösteriyordu.Şirket değişikliği sonucunda James Murphy ve Jon Dette grubun geleceğinin tehlikeye atıldığını öne sürüyorlardı.James Murphy kendi solo çalışması üzerinde yoğunlaşmak istiyor,aynı zamanda da Jon Dette ile Greg Christian da bir grup kurmanın hazırlıkları içerisindeydiler.Bunların yanında vokalist Chuck Billy ve gitarist Eric Peterson da Machine Head'den ayrılmış olan baterist Chris Kontos'u alarak yeni bir grup kurdular.Grubun adı Dog Faced Gods'dı.James Murphy gruptan ayrılmış,kendi solo albümü üzerine çalışmaya başlamış,Greg Christian da ayrılarak kendi grubu Flangue'yu kurmuştur.Grup 1996 yılının ortalarında resmen dağılmıştı.
Ama nihayetinde Chuck Billy ve Eric Peterson 1996 yılı sonlarında yeni materyalleri hazırlamaya,geri dönmek için yeni kadroyu şekillendirmeye başladılar.Eski Death bateristi Glen Hoglan bateriye gelmiş,Glen Alvelais gruba dönmüş ve bass gitara da grubun başlangıcında bulunan Eric Peterson'ın kuzeni Derrick Ramirez gelmiştir.Böylelikle Testament yeniden kurulmuş oldu.
Uzun süren bekleyişten sonra 1997 yılında kendi kendilerine finanse ettikleri yeni bir albüm piyasaya sürüldü: ”Demonic”… Bu albümle beraber bildiğimiz klasik Testament müziği tamamen tarihin tozlu sayfalarına karışmıştır.Artık Thrash Metal devrini kapayan grup Death Metal öğeleri ile bezeli yeni müzikal yaşamına başlamıştır.”Demonic” albümünde baştan aşağıya brutal vokal ve brutal sound kullanılmıştır.Ama bu yeni müzikal görüntü Testament fanları için daha onore edici bir durumdu.Yıllarca Metallica'yı taklit etmekle suçlanan grup,kapitalist piyasaya büyük bir tokat atmıştı.
1997 yılında yine bir Testament klasiği olmuş ve “Sign Of Chaos” toplama albümü çıkarılmıştır.Sonrasında yine bildiğimiz eleman değişiklikleri sözkonusu oldu.Baterist Glen Hoglan,gruptan ayrılıp Strapping Young Lad grubuna girmiş ve yerine yine John Dette gelmiştir.Glen Alvelais ve Derrick Ramirez de gruptan ayrılarak yerlerine yine gitarda James Murphy ve bassda eski Death ve Sadus bassçısı Steve DiGiorgio gelmiştir.Sonrasında baterist John Dette yine ayrılmış ve yerine efsane baterist Dave Lombardo gelmiştir.
Sözkonusu efsane olmuş müzisyenlerle beraber stüdyoya kapanan grup en ekstrem albümlerinden birini 1999 yılında piyasaya sürmüştür .”The Gathering” isimli albüm özellikle kapağıyla büyük dikkat çekmiştir.Belki de en kaos albüm kapağı önümüzdeydi.Bu denli büyük müzisyenlerce oluşturulan albüm ismi üzerinde olduğu gibi gerçekten de sözkonusu müzisyenlerin toplantısı niteliğindeydi.Artık Testament'in yeni müzik kalıbı oluşmuştu.Tamamiyle death metal kalıplarına bağlı kalarak yeni soundunu oturtmuştu.Tabi şunu da göz önüne almakta fayda var.Bu yeni haliyle grup biraz underground olmuş ve daha seçici bir kitleye hitap etmiştir.Grup piyasa amaçlı müzik yapmaktan kendisini az da olsa soyutlamıştı.Bizzat yapmak istedikleri müziği yapıyorlardı ve olumsuz eleştiri alsalar da bu onları etkilemiyordu.Ama dediğim gibi,grubun her zaman arkasında olan çok sağlam fanları var ve Testament'in müzikal çizgisi bu fanları daha da gururlu kılmaktadır.Bir çok efsane olmuş grup,yumuşama yolunu seçmişken Testament sert ve zor bir yolu tercih etmiştir.
Daha sonra 2000 yılında grubun üzerinde yine kara bulutlar dolaşmaya başlamıştır.James Murphy ciddi bir hastalığa yakalanmış ve grupla yollarını ayırmıştır.Onun yerine eski Vicious Rumors grubundan Steve Smyth gelmiştir.Dave Lombardo da kendi projesi üzerinde yoğunlaşmak için gruptan ayrılmış ve yerine eski Sadus bateristi Jon Allen gelmiştir.Bu yeni kadro ile The Gathering albümünün promosu olan “Riding The Snake” turuna çıkılmıştır.Bu esnada vokalist Chuck Billy'e çok az rastlanır bir kanserin teşhisi koyulmuştur.Chuck Billy bu önemli hastalığına rağmen 2001 yılında çıkarılan “First Strike Still Deadly” isimli,eski parçaların bulunduğu albümün çalışmasında yer almıştır.Bu albümde Alex Skolnick ve John Tempesta da bulunmuştur.Çünkü bu albüm Testament ismi alınmadan önce “Legacy” adıyla çıkardıkları demonun yeni versiyonuydu.Chuck'ın bu denli önemli ve ciddi hastalığına rağmen yine de çalışmalarda yer alması onun azmini,müziğe ve işine olan saygısını kanıtlamaktadır zannedersem.
Eski dinleyiciler çok iyi hatırlarlar.92 yılına kadar Testament her zaman Metallica'yı taklit etmekle suçlanmıştır.Öyle ki ‘Ritual' parçasının bile ‘One'ı anımsattığı da iddia edilmiştir.Thrash Metal'in en kaliteli ve demirbaş gruplarından olan Testament gibi bir grup çeşitli alaylara maruz kalmıştır.
1994 yılında Megadeth'den Dave Mustaine,Slayer'dan Jeff Hanneman ve Anthrax'dan Scott Ian ile bir röportaj yapılıyor.Elemanlara Thrash Metal üzerine bazı sorular yöneltiliyor ve söz dönüp dolaşıp Testament'e geliyor.Testament hakkında ne düşündükleri soruluyor.Dave Mustaine şöyle diyor:
”Geçenlerde radyoyu açtım,bir parça çalıyordu ve Metallica çalıyor zannettim.Meğer Testament'miş.Ha ha ha ha…”
Scott Ian da Testament ile alay ediyor,Jeff Hanneman ise bir yorumda bulunmuyor.
Şimdiki tarihe baktığımızda ne görüyoruz?Megadeth diye bir grup var mı?Anthrax diye bir grup var mı?Onu bırakın bir zamanlar kapitalizminin kuklalarından bahseden,popüler müzikle dalga geçen,daima örnek hareket eden Metallica'nın şu an düştüğü içler acısı durum ortada.Kimlerin kapitalizmin kuklası olduğu ortada.Daha fazla para kazanmak için,geçmişini unutup dudağına ruj süren Lars Ulrich'in grubunun durumu ortada.Bahsettiğim bu gruplar her geçen zaman git gide yumuşarken,asıllarından uzaklaşırken,eski mükemmelliklerini mum ile aratırken Testament ne yapmıştır?Testament tam tersini yapmıştır.Daima aslına bağlı kalmış ve her geçen gün daha da sert sound ortaya koymuştur.Yıllar Testament'i eskiteceğine Testament yılları eskitmiştir.Öyle ki dünyanın en iyi gitaristlerinden biri olan Alex Skolnick gibi bir müzisyeni,daha popüler olunmasını istediği ve Testament'i özünden döndürmeyi düşündüğü için hiç düşünmeden gruptan uğurlamışlardır.
Gerçekten de iyi müzik kulağı olan insanlar,Testament'in 92'li yıllara kadar yaptığı müziğin Metallica ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını çok iyi kavrayabilir.Ve en önemli nokta.Testament hala gümbür gümbür müzik yapıyor,özünden dönmüyor ve geçmişine asla perde çekmiyor.
O halde alkışlanması gereken grup hangisi???
Atilla Çelik |