GİZEMLİ MAHKUMLAR
H. Tuğrul Atasoy

Masa başındaki oturanların ağzını bıçak açmıyordu. Bazıları dosyalardan dağılmış masadaki fotoğraflara bakıyordu. Açılan kapı tüm başların aynı anda dönmesine yol açtı. İçeri giren resmi üniformalı yetkili masanın başında oturan yaşlı adama yöneldi. Adamın sağ yanında durup sessizce konuşmak için onayını bekledi. Yaşlı adam başı ile konuş der gibi bir hareket yaptı.
- Başkanım, yazarı getirdik, içeri alınsın mı?
- Gelsin
Resmi üniformalı adam ani bir yarım dönüşle kapıya yöneldi, dışarı çıktıktan sonra içeriye orta yaşlarda spor giyimli yüzünde muzip bir gülümseme olan yazar içeriye girdi. Yaşlı adamın tam karşısında yer alan masa başındaki tek boş sandalyeye oturdu.
- Hoş geldiniz, sanırım sizi neden böyle apar topar davet ettiğimizi açıkladılar, dedi başkan.
- Evet, kısaca
- Geçen haftaki yazınız konusunda daha ayrıntılı konuşmak istedik.
- Yazım oldukça yalın ve açıktı, yani bu kriz sonrası yazılanların bir çoğunun aksine anlamında söylüyorum bunu.
- Evet oldukça yalın ve açıktı yazınız, neyse bu sorun ile ilgili bu garip çıkarıma nasıl ulaştınız? Bize daha açık anlatmanızı istiyoruz, görüyorsunuz konu ile ilgili yetkililer bir çoğunu sizin de tanıdığınız uzmanlar var bu masanın başında.
- Sayın başkan, bu canlılar birden belirdi dünyamızda, sonra ara ara tek tük gelenler oldu ve de yine tek tük bazıları geldiği gibi yok oldu. Dışarıdan gözlemlediğimiz gibi onlar bize fiziksel olarak tepki vermiyorlar ya da veremiyorlar, onlara kontrol dışı yapılan tüm fiziksel saldırılar sanki bir duvara çarpıyor, hiçbir zarar görmüyorlar bundan, bu dünyadan her türlü kaçış olanağından yoksunlar ve de ne bileyim işte hepsi sanki mutsuz, hepsi derler ya canlı cenaze gibi.
- Yani bu yüzden mi bu yaratıklar için dünyamız bir cezaevi diyorsunuz?
- Düşünün teknolojisi bizden ileri bir başka gezegende cezalandırılması toplumdan uzak tutulması gereken akıllı yaratıklar olabilir, bu yaratıklar için bu şartlarda bu süreyi yabancı ama fiziki şartları benzer bir dünyada geçirmeleri için gönderilebilir ceza süresi bitince bu sefer geri alınabilirler.
- Tamam bunu anlarım, ama yani böylesi bir açıklamaya ulaşmak yine de mantıklı değil, ne dersiniz?
- Sayın başkan, bu canlıların dünyadaki dağılımlarına bakın, biz insanlardan uzak ıssız bölgelerde bulunuyorlar, kağıt üstüne üzüm salkımı çizmişsiniz gibi dairesel alanlar var ve salkımdaki her bir dairede yalnızca bir birey var ve bir tanesini bile kendi alanından dışarıya çıkartamadık, kendileri de çıkamıyorlar sanki görünmez bir duvar ile çevrililer.
- Birkaçı denedi sanırım
- Evet evet deneyenler oldu ama sanki geri alındılar yani yok oldular. Hem en önemlisi hiç ikiden fazlası bir araya gelemiyor, dairesel sınırların çakıştığı noktalarda iki birey birbirlerine bir metre kadar yanaşabiliyorlar ama fiziksel temasları hiç yok. En şanslı olanın da dört sınır komşusu var zaten
- Cins ayırımı hakkında ne diyorsunuz?
- Tabii iki ayrı cins ya da belki tür var gibi ama eğer farklılıklar cinsiyet ile ilgili ise hangisi erkek hangisi dişi bilmiyoruz ya da bu dış görünüşteki küçük farklılıklar cins ayrımı ile mi ilgili onu da bilmiyoruz ama hepimizin bildiği gibi bir bölgede yalnızca bir cins ya da tür var.
- Tamam tüm bunlar kendi içinde bir mantığa oturuyor diyelim, bu cezaevi teorisi nerden aklınıza geldi?
- Daha önce biz insanlar da böyle şeyler yapmışız
- Ne yapmışız?
- Geçmişte bizlerde suçluları ıssız medeniyetten soyutlanmış bölgelere göndermişiz
- Avusturalya örneği gibi mi?
- Evet en büyük örnek o ama bir sürü örnek daha var
- İyi de bunlar burada da yani burası hapishane ise hapishanede de hapisler
- Evet, kendi tarihimizden biliyoruz ki ileri bir uygarlık hele bir de yıkıcı anlamda kültürel üstünlükleri varsa gittiği yerde yerli toplumları mahvedebilir, üstüne üstlük bunlar zaten suçlu, yani suçlularını gönderenler öncelikle hapishanelerini ve o hapishanenin yerlilerini yani bizleri koruyorlar ve daha önemlisi sonra da kendilerini
- Kendilerini nasıl koruyorlar?
- Bu gönderilenler bizimle serbest olarak iletişime geçip uzay yolculuğunun başında olan teknolojimize çağ atlatabilirler sonra bu onlara göre ham gezegenin tüm olanakları ile kendilerini gönderenlerden öç almaya kalkabilirler
- Anladım, ama ileri bir uygarlık kendi suçlularına niye böylesine gaddar olsun, buraya gönderdikleri ot böcek su ile besleniyorlar, yani mahkum olarak çok sefil bir hayat sürüyorlar
- Yapmayın efendim, teknolojik gelişmişlik ile insan hakları bizim geçmişimizde de öyle her zaman kol kola gitmemiştir ki, teknolojik olarak ilkel dediğimiz toplumların bir çok uygulaması ileri toplumlardan daha insani iken, teknolojik açıdan çok ileride olan toplumların da çok kötü insani uygulamalar sergilediklerini biliyoruz, insanlık tarihinde örneği çok bunun
- Evet ne yazık ki öyle, neyse görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.
- Sayın Başkan, bu kısa konuşma için mi geldim sadece?
- Bildiğiniz nedenlerle bu yaratıklar kim ve ne için buradalar bu konularda tam bir açıklamaya ulaşamadık. O yüzden ne kadar ilginç olursa olsun tüm açıklamalara açığız ve kısada olsa o açıklamaların sahiplerini dinlemeye çalışıyoruz, bizim de işimiz zor. Sizden sonra bir başka teoriyi dinleyeceğiz sahibinden, belki okumuş ya da duymuşsunuzdur bu yaratıkların ölü olduğunu ve dünyamızda cehennem cezalarını çektiklerini savunan teori.
- Evet bir yerlerde okumuştum, neyse o zaman vaktinizi daha fazla almayayım sayın başkan, teorimi dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Yazar yerinde kalktı belli belirsiz bir baş hareketi ile masanın etrafındakileri selamlayarak kapıya doğru yöneldi. Yüzündeki kızgınlık ve hayal kırıklığını masanın etrafındakilere hissettirmemeye çalışır gibi bir telaş vardı adımlarında. Başkan tek tek etrafındakilerin yüzlerine baktı.
- Bence en ilginç olanı bu sonuncusuydu, bu teoremin üzerinde bizde biraz duralım derim, dedi başkan sonra tekrar masayı çevreleyen yüzlere göz gezdirdi, sağ tarafındaki görevliye döndü, neyse şu cehennem teorisinin sahibini de çağırın bakalım,
dedi.