KEHANET
H. Tuğrul Atasoy

Adam yatağında oturmuş sol koluna bakıyordu. Korkarak sağ eliyle sol koluna dokundu. O ana dek ifadesiz olan yüzü değişiverdi birden. Ağlamaya bayladı. Sonra birden kahkahaları odayı doldurdu. Büyük olasılıkla bu ani kahkahaları duyan hemyire telayla odaya girdi. Önce yüzüne sonrada sağ eli ile tutuğu sol koluna baktı adamın.
- Ne oldu iyi misiniz? kolunuz mu ağrıyor yoksa? diye sordu
- Hayır, hayır kolumun hiçbir şeyi yok, dedi ve sağ elinin sol kolunun üzerinden çekti adam.
Hemşire takip formunu eline aldı göz ucu ile şöyle bir baktı. Formu yerine koyduktan sonra bakışlarını tekrar hastaya çevirdi.
- Bir şey ister misiniz, ağrı kesici, su falan?
- Hayır hemşire hanım çok iyiyim sağ olun
- Konuşmak ister misiniz?
- Kafam çok karışık, bu karışıklık ile sizin de kafanızı karıştırmak istemem hem işiniz vardır sizin, çok teşekkür ederim
- Hayır, hayır vardiyam yeni bitti, ilk servise de yaklaşık bir saat var daha,
- Her şey o adamın sol koluma tutunması ile başladı ya da bitti
- Hangi adam?
- Uçakta tam yanımda oturan adam, şey aslında tam yanım boştu, o adam da bir arkamda oturuyordu, kalkıştan sonra izin isteyip benim yanımdaki koltuğa geçti.
- Kolunuz ?
- Ben de o da el bagajlarımızı yerleştiriyorduk, bir an elindeki eşyayı iteklemek için sağına doğru yüklendi, işte o anda dengesini yitirdi, toparlanayım derken sol koluma tutundu, özür diledi sonra…
- Sonra ne oldu?
- Bana öyle bir baktı ki hani derler ya hortlak görmüş gibi
Bir melodi sesi doldurdu odayı. Hemşire elini cebine attı. Bir çağrı cihazı çıkardı cebinden ve telaşla bir tuşa basıp aletin susmasını sağladı. Hızla ayağa kalktı.
- Özür dilerim vardiyayı devir alan arkadaþa çağrıyı vermeyi unutmuşum, birazdan dönerim.
- Tamam vaktim bol siz işinize bakın.
Hemşire telaşlı adımlarla odadan çıktı. Adam yatağından kalktı. Ağır adımlarla pencerenin önüne gitti. Camdan yansıyan aksine dikti bakışlarını. Uçakta olanları anımsamaya çalıþtı. Tüm ayrıntılar canlanıyordu zihninde. Yerine oturduktan sonra uçağın büyük bir kısmının boş olduğunu fark etmişti. Kalkıştan sonra hostesin dağıttığı gazeteye göz atmaya yeni başlamıştı ki yaşlı adamın sesi ile irkilmişti.
- Yanınıza oturabilir miyim?, sanırım biraz konuşsak iyi olur
- Şey tabii ben yana kayayım
- Hayır siz orada kalın izninizle ben o koltuğa geçeyim
- O zaman ben kalkayım izninizle buyrun geçin
- Hah evet teşekkür ederim, çok şükür yolcu sayısı az
- Niye ki?
- Anlatacağım, sabret genç adam
- Tamam dinliyorum
- Geleceği görebiliyorum desem ne derdiniz?
- Çok kötü derdim, ben istemem örneğin, her şeyin tadı kaçar
- Güzel, o zaman önceleri deli olduðumu düşünecek olsan da sonraları beni çok iyi anlayacaksın demektir bu
- İlginç, evet dediğim gibi dinliyorum
Aralarındaki konuşma bu cümlelerle başlamıştı. Sonra yaşlı adam yıllardır insanların herhangi bir vücut bölgesine dokunduğunda o kişinin yaşayacağı birkaç saatlik bölümü görebildiğini söylemişti. Bu saçmalıklara katlanabileceğini düşünürken bu kez de uçağın düşeceğini iddia etmişti yaşlı adam. Bu da yetmezmiş gibi bu kazada sağ kalacak tek kişi ile konuytuğunu çünkü bildiklerini ve yaşadıklarını birilerinin bilmesi gerektiğine inandığını söylemişti. Yaşlı adamın daha fazla konuymasını engellemek için tuvalete gitme bahanesi ile yerinden kalkmıştı. Tuvalette biraz fazlaca oyalandıktan sonra yerine döndüğünde adamın arkadaki yerine geçmiş olduğunu görerek rahatlamıştı Kısa bir süre sonra korkunç bir patlama sesi duymuştu. Sonrasını anımsamıyordu. Bu odada kendisine gelmişti. Mucize eseri çok küçük birkaç sıyrık dışında hiçbir şeyi yoktu. Döndü tekrar yatağına doğru yürüdü. Tam oturmuştu ki hemşire hanım içeri girdi. Resmi kıyafetini çıkarmış, gündelik kıyafetine bürünmüştü.
- İşte geldim, bakın size bugünün gazetelerini de getirdim
- Teşekkür ederim, diyerek uzanıp gazeteleri aldı.
Gazeteleri kısaca sayfalarını çevirmeden aldığı gibi kısaca gözden geçirdi. Sonra uzanıp yandaki küçük dolabın üstüne koydu.
- Sizden sonra şöyle bir haberlere, spor sayfasına falan iyice bir göz atarım, dinlemeye hazır mısınız?
- Tabii, vaktim var, kulağım sizde.
Adam anımsayabildiklerini anlatmaya başladı. Sözlerini bitirir bitirmez ellerini iki yana açtı ve ne düşündüğünü soran gözlerle hemşireye baktı.
- Çok ilginç! Bir yandan da tüylerim diken diken oldu
- Deli zırvası aslında böyle kehanetler hep olur kırk yılda bir de bazıları tutar işte hem en azından benim dışında iki kiyi daha sağ kurtuldu değil mi?
- Haberiniz yok mu?
- Neden haberim yok mu?
- Şey maalesef o diğer iki kişiyi de bu sabah kaybettik
- Aman tanrım
- Durumları çok ağırdı, ama sanırım dediğiniz doğru yaşlı adam herhalde böylesi kehanetler ile yaşıyordu, neyse siz dinlenmenize bakın ben servisi kaçırmayayım, sonra yine konuşuruz
- Evet belki de ben travmanın etkisi ile böyle bir şeyler uydurdum kafamda, işi zamana bırakmak en iyisi, hadi sizde geç kalmayın, dinlediğiniz için çok teşekkür ederim
Hemşire kalktı, adamın şefkatle sol koluna dokundu ve gülümsedi. Sonra kapıya yöneldi. Kapıdan çıkarken tekrar adama döndü.
- İyi akşamlar
- Hemşire hanım yarın bana filmi anlatırsanız sevinirim
- Tabii tabii neden olmasın, geç kalmayayım, hadi iyi akşamlar.
Hemşire gittikten sonra adam tuvalete gitti. Dönüşte gazeteleri dolabın üzerinden aldı, yavaşça yatağına uzandı. Katlanmış gazeteleri düzeltti önce. Sonra en üsttekini eline aldı. Gazetenin ilk sayfasını okumadan çevirdi. Kaza ile ilgili bir şeyler görmek istemiyordu. Üçüncü sayfadaki bir fotoğraf hemen dikkatini çekti. Bu o yaşlı adamdı. Fotoğrafın altındaki yazıyı okudu bir solukta. Yazılanlara göre yaşlı adam 30 yıl önce düşen bir uçaktan sağ kurtulan tek kişiymiş. Güldü kendi kendine.
-Tevekkeli yaşlı dostum bu yüzden böyle kehanetler uyduruyormuş, dedi yüksek sesle. Spor sayfasını açtı.

Servis otobüsünde hemşirenin yanına oturan mesai arkadaşı muzip bir ses tonu ile kıkırdadı. Hemşire ona döndü.
- Ne var ne gülüyorsun ki?
- Ne samimiyet böyle hastalarla kızım?
- Ne samimiyeti be, adam herkesin öldüğü koca bir kazadan bir iki sıyrıkla kurtuldu, günlerdir doğru dürüst konuşmuyordu, hem servis doktoru da konuşun adamcağız ile diyordu, kazayı anlatmak istedi ben de dinledim ne var yani?
- İyi iyi yok bir şey, bu akşam hangi filme gidelim? Komik bir şeyler olsun derim ben sen ne dersin?
- Olur, iyi olur, bir tane var iyiye benziyor hem saati de uygun, gerilim, korku falan olmasın yeter, iş yerinde …garip, çok…!
- Aloo ne oldu ne geveliyorsun ?
- …
- Kızım iyi misin?
- Hay Allah tabii ya!...Yok yok bir şey, filimden önce bir şeyler yiyelim, çok acıktım.