fecebook
 


HELL FEST 6
Bengi Özgün Öztürk - İZMİR

"Oktay ilk kez Secropiagor'da çalıyordu ve konsere iki üç günde hazırlanmıştı. Bence gayet başarılıydı. Bu yazıyı bitirdiğimde Oktay askerde olacak, onu özleyeceğiz..."

İlk beş festivalde yerli gruplara tam desteğini veren Hell Fest'in altıncı ayağı bu kez İzmir'deydi. İki gün yapılacak olan festivalde Türkiye'nin her yerinden gruplar vardı. İlk gün festivale çıkacak olan Astral Division (ank) ‘ı ve diğer grupları kaçırmıştık. Sonradan öğrendik ki İlk günün headliner'ı olan Sagu organizatörlerle tartışıp sahne almamıştı. İkinci gün çıkacak olan gruplar şu şekildeydi :

Creamate (black metal-Eskişehir)
Shadow of Alchemy (Death-Eskişehir)
Prime Object (İzmir-Death)
Secropiagor(Ankara-doom/black)
Black Omen (Eskişehir-Black)

ONAON tayfası olarak saat 6:30 sularında kafe'de buluştuk. Secrapiagor'dan Fırat ve Çağrı'nın yanı sıra ONAON'un değişmez siması Oktay abinin geleceğini öğrenmek hele ki Secrapiagor'da bass çalacağını duymak beni ayrıca sevindirmişti. Black Omen'dan Onur (davul), hurock'tan Yağmur ve yine Hacettepeden dostumuz olan Onur'un gelmesiyle kadro tamamlanmış oldu. Derken hep birlikte tren istasyonuna doğru yol aldık. Treni çok beklemeden kompartımandaki yerimizi aldık. Derken tren yol almaya başladı. Daha tren hareket eder etmez şu şişesine koyduğu votkayı içmeye başlayan Oktay yaptığı esprilerle gecenin ve de yolcuğunda oldukça uzun ve zorlu geçeceğini hatırlatıyordu. Oktay içmeye, içtikçe de esprilerin dozajını arttırmaya başladı. Öyleki bir ara Yağmur'a okuması için verdiğim Özdemir Asaf'ın Yalnızlık Paylaşılmaz isimli şiir kitabı Oktay'ın eline geçti, gerisi tam bir şamata. Çağrı'yla birlikte bizi gülmekten öldürdüler. Size ufak bir örnek vereyim :

“Kadın geceye, gece kadına girdi.”

Şimdi aranızda Özdemir Asaf'ı çok sevenler bana kızabilir ama bende Özdemir Asaf'ı çok beğenerek okurum ama inanın o an bende kendimi gülmekten alamadım. Oktay'ın votkası bittikten sonra iki arkamızdaki yemekli vagona (Ben, Onur, Çağrı, Yağmur ve Oktay) geçtik.

Orada içilen bir 35'lik rakı Oktay'ın keyfini iyice yerine getirdi. İşte o masadan çıkan birkaç diyalog :

Yağmur: Ya benim arkadaşım var kız Başkent Üniversitesinde burslu
Oktay : Bende Erzurumluyum…
Millet: puahhahaaahh


Oktay: Ördekler hangi bara giderler?
(doğal olarak kimseden bir cevap çıkmıyor)
Oktay : Bardak—(bar-duck)


Oktay durur birden pencereye bakar, ardından hayretle:
“Sabahtan beri dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz, bak kesin kaybolduk…”


Bengi: Ya bizim grubun ismini değiştirmemiz lazım.
Oktay: Sizin isminiz ne ki?
Bengi : Misantrope
Oktay: Bence daha yaratıcı ve farklı bir şey koymalısınız mesela SLAYER???
Bengi: (dumur bir vaziyette…)

Yemekli vagondan dönüşte gülmekten yorgun bir vaziyette koltuklara kurulmuştuk ki o da nesi arka vagonların birinden bir kız elinde yavru daha henüz iki haftalık bir kediyle çıkageldi. Arka vagonda diğer insanların rahatsız olmasından dolayı bizim vagondaki boş koltuğa oturdu ve o anda herkes kediye yoğunlaştı.

Özellikle Oktay'ın ve Onur'un kucağından inmeyen kedi ilgiden oldukça memnun gözüküyordu. Ama arada sırada mırıldanmaya başlıyor ve uzun bir süre – ki burada kastettiğim yarım saat falan - susmuyordu. Oktay'ın omzunda uyuyan kedi biran için olsa insanlara huzur vermişti.

Tabii ki de bu geçici bir durumdu aradan yanılmıyorsam yarım saat-kırk beş dakika geçmişti ki kedi tekrar miyavlamaya başladı.Artık sabaha kadar uyku yoktu bize. Oktay ilk istasyonda iki şişe ucuz şarap (sirke kalitesinde) aldı ve birini tren harekete başlar başlamaz içmeye başladı.Yanılmıyorsam saat 5.30 yada 6.00 gibi Oktay bir şişeyi bitirmiş ve sarhoş olmuştu. Boş kompartıman koridorunda zıplıyordu. Neyse ki Çağrı ikinci şişe şarabı saklamayı akıl etti.

Saat 8.30 gibi İzmir'e varmıştık ama ne şekilde…

Şimdi konserden bahsetmek istiyorum.


Kapılar bir buçuk saat gecikmeyle açıldı. İlk grup Creamate'ti bizde İzmir Dungeon barda yerlerimizi alıp konseri izlemeye koyulduk. Mekanda ilk başta yetmiş – seksen kişi vardı. İlk olarak hızlı bir parçayla konsere giriş yapan Creamate'ten ben dahil çoğu insan bir şey anlamadı. Biraz ses sisteminin azizliğine uğradılar. Ne gitarlar net olarak duyuluyor ne de klavye'nin ne çaldığı belli oluyordu. O yüzden bu grup hakkında bir yorum yapmak istemiyorum zira haksız bir eleştiri olabilir.

Cremate grubunun ardından İzmirli Prime Object sahne aldı. Davulda Courtyard grubundan bildiğimiz Reha vardı. Kendi şarkılarını çalan grup, sahneyi dolduruyordu. Vokalin sert ve agresif sesi şarkılara başka bir tat verirken Reha'nın teknik davulları şarkıları daha bir hoş yapıyordu. Kendi şarkılar Death Describes Death ise oldukça hoş bir çalışmaydı. Testament coverlayan grup ardından Death'ten Lack of Comprehension'ı çaldığını Dungeon inliyordu. Herkes tek bir ağızdan lack'ı söylemeye başlamıştı. Grup bu şarkıyla performansını sonlandırdı. İyi bir grup, kesinlikle takip etmenizi öneririm. Prime Object'in ardından yeni çıkan albümlerinin galasını yapacak olan Black Omen grubu sahnedeydi. Gitaristleri Baran'ın askerde olması nedeniyle basçıları gitara geçmiş,bas açığını ise session bir basçıyla çözmüşlerdi. Grup çalmaya başlar başlamaz neredeyse mekandaki herkes kafa sallıyordu,öyle ki ritimlerdeki thrash tınıları insanları daha bir gaza getiriyordu. Ve ardından Rock Station comp.'da yer alan şarkıları “elegy of infernal angels” o bilindik anonsla girdi : “Angels always deserve to die”. Benim en çok beğendiğim şarkı buydu. Grupta tek sorun davulcu Onur'un biraz yol yorgunu olmasıydı. Grubun ileride çok iyi yerlere geleceğine emininim. Lafı fazla uzatmadan sırada ki grup Shadow Of Alchemy e geçiyorum.

Gerçi Black Omen bizi epey yorduğundan dışarı çıkmıştık ve grubu yorum yapabilecek kadar izleyemedim.


Ve işte gecenin son grubu SECROPIAGOR sahne alırken mekanda otuz-kırk kişi kalıyor. Kadroda eksiklerle sahne alan grup (Gitar-Yiğit, Bass-Kerem ve Female-Vokal-Duygu) demolarındaki Intro ile konsere giriş yaptılar. Ardından yine demolarında ki bir çalışma olan Flames of Doom and Time ile tam gaz konsere devam ettiler. Klavyede Fırat kanımca grubu taşıdı o gece.

Açıkcası bu kadroyla bu kadar iyi bir performans beklemiyordum gruptan ama tüm herkesi şoka uğrattılar. Gerçekten gecenin en içten ve en güzel çalan grubu Secropiagor'du. Konserde demolarına koymadıkları iki şarkıyı da çaldılar. Bir ara seyirciyi gören grup gaza gelip, tüm elemanlarıyla klavyecisi, davulcusu hep birlikte head bang yaptılar. Görülmeye değerdi.

Bass Gitar: Oktay Uslu

Konser bitiminde Secropiagor'u tebrik ettikten sonra tüm Ankara tayfası Dungeon önünde resim çektirdikten sonra otobüslere binip evlere yollandık…

ANKARA TAYFASI